Ortak Basın Açıklaması

Buradasınız: ://Ortak Basın Açıklaması

Ortak Basın Açıklaması

“Şizofreni Hastaları tehlike arz eden ve sürekli aramızda yaşayan insanlardır. Bunlar canlı bomba gibi aramızda dolaşıyor” biçiminde bir beyanat verilmesi, hele de bunun bir ruh sağlığı çalışanı tarafından yapılması, tüm şizofreni hastalarının damgalanmasına ve dışlanmasına neden olan bir insan hakları ihlalidir, suçtur!

Zaman zaman basında yer alan cinayet haberi metinlerinde şizofreni hastalarının hedef gösterilmesinden büyük rahatsızlık duymaktayız. 12.12.2014 tarihinde “Büyük Tehlike” başlığı ile Gaziantep Güneş gazetesinde yayımlanan ve Nisa Engelli Bakım Merkezi Kurucusu Uzman Psikolog Nizamettin Aksakal’ın talihsiz değerlendirmelerini içeren haber metni bizi ciddi biçimde rahatsız etmiştir.

Yetersiz ve yanlış bilgilenme korkuya, korku ise nefrete neden olarak insanlar arasında uçurumlar oluşmasına yol açar. Nefret; hedef gösterme, dışlama ve damgalama gibi, bir insanın toplum tarafından reddedilmesine ve ayrımcılığa uğramasına neden olabilecek davranışlara ortam sağlamaktadır. Bir insanın toplum tarafından reddi ve ayrımcılığa uğraması ise, en basit haliyle bir insan hakları ihlalidir, suçtur.

Söz konusu haber metninde damgalamanın bir ruh sağlığı çalışanı tarafından gerçekleştirilmesine üzülerek tanık olduk. Özellikle ruh sağlığı çalışanlarının ruhsal bozukluğa sahip bireylerle ilgili düşünce ve davranışları, topluma örnek oluşturması açısından çok önemlidir. Ruh sağlığı çalışanları bile bilgisizce konuşur, hastaları dışlayıcı ve damgalayıcı bir tutum içinde olursa; ruh hastalığının nasıl bir olgu olduğu konusunda yeterince bilgisi olmayan ve zihinlerinde birçok olumsuz önyargı taşıyan insanlara söyleyecek sözümüz kalmaz. Böylece ruhsal hastalıkların tedavisinin önündeki en büyük engel olan damgalama, dışlama ve ayrımcılık sürüp gider.

Öteden beri şizofreni hastalığının suç ve cinayet ile ilişkili olduğu söylencesine inanılmaktadır. Ancak bilimsel araştırmalar, böyle bir ilişki varlığının inanılandan çok daha az olduğunu ve bu ilişkinin de sadece tedavi görmeyen şizofreni hastalığı için geçerli olduğunu ortaya koymuştur. Cinayet suçlarının %5-10’unun şizofreni hastaları tarafından işlendiğine ilişkin veriler bulunsa da, bu durumlarda asıl belirleyici olan faktörlerin tedavi edilememiş olma ve alkol-madde kullanımı olduğu saptanmıştır. 10 şizofreni hastasından birinde saldırganlık ortaya çıkmaktadır. Bunu tüm şizofreni hastalarına genellemek ağır bir yanlıştır. Hastalığın toplumdaki görülme oranı gibi faktörler göz önünde tutulduğunda, herhangi birimizin bir şizofreni hastası tarafından öldürülme olasılığı 14 milyonda 1’dir. Eğer hasta tedavi ediliyorsa saldırganlık riski oldukça azalır. Tam tersi, toplumun şizofreni hastalarını dışlaması saldırganlık riskini arttırabilir. Toplumun şizofreni hastalarından korkmaması, onlara sahip çıkması gerekmektedir. Onlara destek olmak ve toplum içinde tedavi anlayışı iyileşmede çok önemlidir.

Şizofreni hastalarının birçoğu, başlangıçta tedaviden uzak durmaktadır. Bunun en önemli nedeni, şizofreni hastalarının damgalama sonucunda toplum dışına itilmeleri, hastalıklarından utanmaları, tedavi olmaya giderlerse hastalığının herkes tarafından öğrenileceğine dair kaygı duymalarıdır. Toplumun şizofreni hastalığından / hastalarından korkması, daha fazla hastanın evine kapanmasına, hastalığını utanç verici olarak algılayıp reddetmesine, dolayısıyla tedavi imkanlarından uzaklaşmasına neden olmaktadır. Ayrıca, yine benzer nedenlerden ötürü hasta yakınları da töhmet altında kalmakta, utanç hissetmekte ve çevresinden tepki/dışlama görmemek adına hastalığı çoğu zaman saklamaya çalışmaktadır. Bu açıklamadan da anlaşılacağı gibi, tedavi imkanı olan bir rahatsızlığı utanç çemberiyle baş başa bırakan nefret dolu bir toplum, tedavi görmeyen şizofreni hastaları ile saldırganlık arasındaki köprüyü kuran asıl sorumlu öznedir.

Damgalama nedir? Bir insan nasıl damgalanır?

Bir insana, herhangi bir davranışından ötürü değil de sahip olduğu bir özellik, ya da kontrolü dışında gelişen/başına gelen bir durum sebebiyle olumsuz ithamlarda bulunma, damgalamadır. (Örn. Sen tehlikelisin, suça yatkınsın, sen zarar verebilirsin”). Damgalama, sözlü olabileceği, davranışla da gerçekleşebilmektedir (O kişinin yanından uzaklaşma, belli ortamlarda bulunmasına izin vermeme gibi). Bunun yanı sıra, aşağılama, sıfat takma, özelliğinden ötürü teşhir etme, hedef gösterme, dalga geçme de damgalama tanımı içinde yer almaktadır.

Şizofreni hasta ve hasta yakınlarının son derece ağır olan bu hastalıkla daha rahat baş edebilmelerini sağlamak için toplumdaki her bireyin damgalamayla mücadele etme ve hasta haklarını savunma konularında üstüne düşeni yapması, bu sorumluluğu paylaşması gerekmektedir.

Bizler, şizofreni hastalığı ile uzun yıllar mücadele etmiş hasta, hasta yakınları ve bu mücadeleyi birlikte sürdüren ruh sağlığı çalışanları olarak; bir insanın “hasta” olduğu için hedef gösterilmesinden vicdanen rahatsızlık duyan tüm yurttaşlarımızı, ruh sağlığı çalışanlarını ve ilgili tüm kurum ve kuruluşları: şizofreni hastalığı ile kapalı kapılar ardında tek başına mücadele etmeye çalışan hasta ve hasta yakınlarının, “utanmadan”, “dışlanmadan”, “damgalanmadan” tedavi imkanlarına ulaşabilmeleri, tedavilerine devam eden şizofreni hastalarının toplumda aktif katılım sağlayabilmeleri sağlanması konusunda destek olmaya davet ediyoruz.

Sadece şizofreni değil, tüm ruhsal rahatsızlıkların bir utanç ve damgalama malzemesi olmaktan çıkartılmasını istiyoruz..

Nisa Engelli Bakım Merkezi Kurucusu Uzman Psikolog Nizamettin Aksakal’ı bir ruh sağlığı çalışanı olarak damgalayıcı tutum ve söylemlerinden ötürü kınıyoruz.

Bize göre asıl büyük tehlike, şizofreni hastaları değil, ruh sağlığı çalışanlarının bu tür geçersiz ve damgalayıcı söylemleridir.

ŞİZOFRENİ DERNEKLERİ FEDERASYONU
TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ
TÜRK PSİKOLOGLAR DERNEĞİ

2014-12-16T16:56:23+00:00 16 Aralık 2014|0 Yorum

Yazar Hakkında:

Hasta yakını

Yorum Yap