Hayata Tutunmak

Buradasınız: ://Hayata Tutunmak

Hayata Tutunmak

Yıl: 2012

Her zamanki gibi uyuşuk bir şekilde uyanmaya çalışıyordum. Daha sabaha ayamadan ilk yaptığım şey esrarı sarıp ondan dumanlanmak olmuştu. Kafamı yastığa koyduğumda telefonum çalmaya başladı. Başta oralı olmadım ama sonra dayanamayıp telefonu açtım. Melike arıyordu ve bize gelmesini söyledim.

Aradan birkaç saat geçti, kapı sesiyle irkildim. Kapıyı açtığımda Melike, heyecanlı ve tedirgin bir şekilde karşımda duruyordu. İçeri girer girmez büyülerden bahsetmeye başladı. Dediklerine çok kulak asmadım ama o anlatmaya devam etti. Duyduğu şeyleri çok fazla büyüttüğünü söyledim ve yeni bir cigara yakıp ona verdim; beraber içmeye devam ettik. Her ne kadar kulak asmasam da söylediği şeyler aklımda yer etmişti.

O sırada sadece çevrem uyuşturucu satıcıları ve içicilerinden ibaretti.

Yeni tanıştığım Ahmet ismindeki bir adam benimle konuşmak ve görüşmek istiyordu. Ben de onu kırmayıp yanına gitmiştim. Bana bir uyuşturucu maddeden bahsetti. İlgimi çekmişti. Ayrıca bir video yolladığını söylemişti. O videoyu hiçbir zaman izlemedim. Bana bahsettiği maddeyi denemem için uzattı. Ben de içtim.

İlk etapta gördüğüm şeyler hayaliydi fakat o kadar gerçekdilerdi ki hayal mi gerçek mi ayırt edemiyordum.

Tekrar içtim. Etrafımda melekleri görüyordum. Her şey o kadar canlı ve rengârenkti ki kendimi ona kaptırmıştım. Defalarca içmek istedim ama Ahmet yeterli olduğunu söyledi. Ben de bir şey diyemedim. Saat epey geç olmuştu ve içtiğim esrardan dolayı mayhoş bir durumdaydım. Sonrasında gece boyunca Ahmet ile birlikte olmuştum ama hâlâ aklım gördüklerimdeydi. Halüsinasyondan çok daha fazlasıydı gördüklerim. Sanki öteki diye adlandırdığımız mistik bir dünya bana kapılarını açmıştı. Daha fazlasını görmek istiyordum ama Ahmet şimdilik yettiğini söylemişti.

Sabah olmuştu. Evden çıkmak üzereyken ayakkabılarım çamaşır suyu koktuğunu fark ettim; ıslaktı. Evinde kaldığımız arkadaşımız da evde değildi. Bu duruma aldırış etmeden evden çıktım. Islak ayakkabılarla yürüdüm ve kimin ayakkabılarıma kastettiğini hiç bir zaman öğrenemedim. Sanki birileri, bir şeyler beni uyarmaya çalışıyordu.

Ahmet’le ayrıldık ve ben başka bir arkadaşımın yanına doğru yürümeye devam ettim. Kafede buluştuğum arkadaşıma heyecanla olanları anlattım. O da merak etmişti, hemen teyzemi arayıp para istedim. O uyuşturucu maddeyi almalıydım ve tekrar içmeliydim, bir büyü gibiydi, aklıma Melike gelmişti. Belki haklıydı ve gerçekten bir büyü vardı. Belki de mistik bir dünyadan bizimle iletişime geçilmeye çalışılıyordu. O kişi ben olamazdım; çünkü yalancıydım, hırsızlık yapıyordum ve nerede, ne kadar pislik varsa hepsine bulaşmış gibiydim. Dur durak bilmiyordum ve ne halde olduğumun, ne kadar kötü bir insana dönüştüğümün farkında değildim. Birileri, bir şey beni durdurmalıydı. İçimdeki çılgını birilerine zarar vermeden durdurulmalıydım.

Saatler geçmek bilmiyordu, tekrar içmek için heyecanlıydım. Ahmet’i aramış ve maddeyi para karşılığı satın almıştım, arkadaşımla bize geçmiştik; artık emindim gördüklerim halüsinasyon değildi. Devam ettikçe uyarılar almaya başlamıştım. Bazı sesler bana içmeyi bırakmamı söylediği halde o sesleri dikkate almadan içmeye ve satmaya devam ediyordum. İçmeden de sesler duymaya ve görüntüler görmeye başlamıştım. Bir süre sonra içtiğimde ağlamaya başlıyordum ve sesler bana gördüğüm dünyaya ait olmadığımı yalancı, hırsız olduğumu söylüyordu, daha fazla içme diyordu. Ben içmeye devam ettikçe sesler hangi dinden olduğumu ve yemek yemememi ve sigara, uyuşturucu madde kullanmamam gerektiğini söylüyordu. Uzun bir süre seslere kulak asmadım.

O sıralarda ailemle aram kötüydü bense hovarda bir şekilde durumumdan habersiz otostopla geziyordum bu esnada sanrılar yaşıyordum. O ait olmadığım dünyadaki varlıklar sayesinde kendime dönüp bakma imkanı da bulmuştum. Kendi kendime ben ne yapıyorum dedim. İnsan ilişkilerim berbattı, bir pislik gibiydim herkese yalan söylüyordum, tanımadığım erkeklerle ilişkilere giriyordum, doğru düzgün arkadaşım kalmamıştı. Sanki kafamda bir makina takılmıştı ve acı çekiyordum. O duyduğum sesler böyle devam edersem daha da kötülerinin olacağını söylüyordu bana.

Sonralarda babam daha fazla dayanamamış, beni akıl ve ruh sağlığı hastanesine yatırmıştı. Hastanede bulunduğum süreç içinde babam vefat etmişti ve ben de duygusuzdum sanki her şey yolunda ilerliyormuş gibi davranıyordum. Hastanede yattığım süre içinde uyuşturucu madde kullanmayı bırakmıştım. İlaçlarla uyuşturuluyordum, sesler hala devam ediyordu, hikâyeler duyuyordum tek yaptığım televizyon izlemek ve çoğunlukla uyumaktı. Aradan iki ay geçmişti ve ben hastaneden çıkmıştım. Yeniden içmeye başlamıştım hastanede olduğundan daha kötüydüm, ataklar geçiyordum ve defalarca hastaneye yatmıştım ve artık o mistik dünyanın içmeden de içinde yaşıyordum. Korkuyordum başıma geleceklerden, yaşadıklarımdan ve biraz da bu korku nedeniyle seçeneklerimi daha farklı bir şekilde kullanmaya karar verdim. Sonunda sigara içmeyi dahi bırakmıştım ataklarım azaldı, hikâyeler değişti ben ise artık eski ben değildim.

Yıl: 2016

O sesler ve o sanrılar olmasaydı şimdi bir köşede çürüyen uyuşturucu bağımlısı bir kadın olacaktım. Kendimi kaptırdığım mistik dünya sayesinde şimdilerde şizofreni hastası diyorlar bana lakin ben durumumdan memnunum. Her şeye rağmen hayata tutunmak güzel lakin mistik dünya yorucu. Şimdi daha doğru bir ben var yaşama tutunan.

2016-07-01T22:10:49+00:00 1 Temmuz 2016|1 Yorum

Yazar Hakkında:

Jiletten Gemi’nin “İsimsiz” yazarları.

Bir Yorum

  1. fatos canborgil 1 Temmuz 2016 at 22:48 - Reply

    Geçmiş olsun. Bulduğun doğru yolda başarılarını arttırarak yürümeni dilerim arkadaş.

Yorum Yap