Şizofreni Rehabilitasyonunda Klinikten Eve Uzanan Yol

Buradasınız: ://Şizofreni Rehabilitasyonunda Klinikten Eve Uzanan Yol

Şizofreni Rehabilitasyonunda Klinikten Eve Uzanan Yol

Şizofreni tanısı ve tedavisinde ayrıcalıklar gösteren bir hastalıktır. Gerçi her hastalığın kendine özgü yanları vardır. Özellikle kronik hastalıkların bireyi, aileyi ve toplumu ilgilendiren yönleri dikkat çekici boyutlara ulaşmaktadır. Şizofreninin fiziksel ya da ruhsal herhangi bir kronik hastalıktan farklı olarak daha fazla yankı uyandıran, daha fazla dikkat çeken ve toplumda daha derinden izler bırakan yanları da vardır. Çünkü hastalık sadece beynin işlevsel bir bozukluğu olarak kafatasının içiyle ve bedenle sınırlı kalmayıp insan olmanın getirdiği tüm boyutlarda kişiyi düşünceleri, duyguları, algıları ve davranışlarıyla evrensel yapının içinde ‘farklı’ bir olgu haline getirmektedir. Bu farklılık ‘bilinen’ evrensel gerçeklerden ‘kopuk’ bir yaşantıyı doğurmaktadır. Bireylerin, ailelerin ve toplumun da farkında olduğu bu ‘farklılık’ hastalığa ve aslında hastaya farklı ve incelikli bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.

Daha psikiyatri servisleri hastayla ilgilenmeye başlamadan önce aile epeyce bir zamandır hastasıyla ve hastalığın etkileriyle uğraşmaya başlamış durumdadır. Hastalığın tanısı konmamış olsa bile bazı öncü belirtiler kişiyi ve aileyi çoktandır zorlamaya başlamıştır. Aileler kendilerini ister istemez hasta bakımının içerisinde bulmaktadırlar. Kendilerine göre işlevsel olan ya da olmayan başetme yöntemleri geliştirmişlerdir. Hastalığa yakalandığını düşündükleri üyelerini anlamaya çalışmakta, farklı ve yanlış giden bir şeylerin olduğunu görmektedirler. Eğer çevrelerine açılabildilerse onlardan doğru ya da yanlış birtakım yönlendirmeler de almış olabilirler. Çoğu zaman kişiyi hasta olduğuna ikna etmek zorunda kalmaktalar ve bu süreç bazen yıpratıcı olabilmektedir. Hastalık öncesi, hastalığın şiddetlendiği dönem ve hastalık sonrası olmak üzere çeşitli evrelerde aile sürecin içerisinde yer almaktadır.

Ailelerin hastalığın tedavisinde gelinen noktanın en son nokta olmadığını, tedavinin uzun erimli bir süreç olduğunu bilmesi gerekmektedir. Şifa anlamındaki bir iyileşmenin bazı hastalarda beklenmeyeceğini, bazılarının iyileşirken, bazılarının orta derecede iyileşmeyle, bazılarının hafif derecede iyileşmeyle, bazılarının da iyileşme olmaksızın devam edeceğini, kendi hastalarının hangi gruba girdiğinin ise anlaşılmayacağını, dolayısıyla iyileşme derecesi konusunda beklentilerini ona göre ayarlamaları gerektiğini bilmelidirler. Hastalığın tedavi edilebilen belirtileri dışında kalıntı belirtileri ve bunların yansımaları da aileleri ilgilendirmektedir. Tedavi ekibi ile işbirliği içerisinde hastalığın tedavi edilebilir yanları yanı sıra telafi edilebilir yanlarıyla da uğraşmaları gerekmektedir.

Hastaların çoğunun aileleriyle yaşadığı bizim toplumumuzda şizofreni tedavisine ailenin dahil edilmesi kaçınılmaz bir girişim olmak durumundadır. Kişinin yargılama ve değerlendirme yeteneğini bozan bir hastalıkta kişiyle birlikte yaşayan bireylerin tedavideki katkıları elbette çok önemli olacaktır. Hastayı yakından izleyecek olan ve tedavi altında kalmasını sağlayacak olan biricik kaynak ailedir. Bu kaynağı tedavi sürecine katmayan yaklaşımların başarılı olması beklenemez.

Şizofreni tedavisinde yalnızca kliniklerdeki uygulamalar yeterli olmamaktadır. Şizofrenide uygun bir tedavi yaklaşımı daha başından itibaren rehabilitasyon olanaklarını da sunan bir sistemin uygulanmasıdır. Rehabilitasyon yaklaşımında amaç sadece hastaların içinde yaşadıkları topluma uyumlarını ve yaşamsal doyumlarını artırmak değil, aynı zamanda kendi çevrelerinin de eğitim, rehberlik ve işbirliği yoluyla klinik ve uyumlandırma çabalarının içerisinde yer almalarını sağlamak olmalıdır. Böylece alevlenme ve yineleme oranlarının azaltılması, sosyal işlevselliğin ve yaşam kalitesinin artırılması sağlanabilir.

Aileyi (eğitim, rehberlik ve işbirliği yoluyla) rehabilitasyon hizmetlerinin içine dahil eden programların etkinliği gösterilmiştir. Aile eğitimi uzun dönemde alevlenme (nüks) oranlarını azaltarak şizofreninin gidişini olumlu etkilemektedir. Yalnızca aile değil hastanın ilişkide olduğu yakın çevrenin de eğitilmesi yararlıdır. Özellikle çalışan hastalar için iş çevresinin eğitilmesi ve damgalama eğiliminden kurtarılması hayati öneme sahiptir. Çünkü hastaları tedaviden koparan ve kendi dünyalarına kapanmalarına neden olan önemli bir etken başka insanlar tarafından ‘akıl hastası’ damgasını almaktır. Gerek yaşanan psikotik alevlenmeler, gerekse kullanılan ilaçların yan etkileri tedavide olan bireylerin toplum içerisinde hasta olarak tanınmalarına neden olmaktadır. Kişi biraz da kalıntı belirtiler taşıyorsa damgalanmadan kaçınması zorlaşmaktadır. Bunu önlemenin en etkin yolu etkili bir tedaviyi sürdürmek ve eğitimdir.

Aileler ya da hastaya bakımı üstlenen kişiler hastalığın doğası hakkında ve hastanın bireysel özellikleriyle yaşadığı hastalıkla başetme becerileri ve kapasitesi üzerine bilgilenmelerini sağlamak için eğitim programına alınmalıdır. Eğitimde ailelerin şu konuları öğrenmeleri önemsenmelidir.

  • Şizofreni hakkında doğru bilgiler
  • Hastalığın aile sistemi hem anne-baba, hem de eş ve çocuklar üzerindeki etkisi.
  • Hastalığın hasta üzerindeki uzun vadeli olası etkileri.
  • Hastayla ilgili beklentilerin düzeyi ve bunların olası gerçekçi sınırlarda tutulması.
  • Aile ya da bakıcıların hastalığın değişik evreleriyle ilgili tutumlarının belirlenmesi.
  • Ortaya çıkabilecek sorunlara karşı çeşitli çözüm önerileri.

Aile bireyleri hastalığın başlangıcından beri hâlâ bazı olumsuz tepkilerini düzeltememiş olabilirler. Bunlar yadsıma, suçluluk ve utanç, başarısızlık, öfke, üzüntü, yansıtma, damgalanma korkusu ve yalıtılmadır. Ailelerin tedavide etkin rol alabilmeleri için bu olumsuzlukların da giderilmesi gerekmektedir.

Hastaların hastane, klinikler ya da muayenehanelerde ivedi (akut) tedavileri sağlandıktan sonra şizofrenide önemli bir tedavi aşaması olan dengeleme (stabilization) tedavisine geçilir. Dengeleme tedavisinde aile ya da yakınların önemli bir katkısı olacaktır. Çünkü ilk tedaviden sonraki evre hastaların hastalıklarına içgörü geliştirdikleri evredir. Bu evrenin başarıyla geçilmesinde hekimlerin ya da tedavi ekibinin sabırlı ve insancıl yaklaşımının önemli bir rolü vardır. Hastayı tedavide tutabilmek ilaç tedavisiyle eşdeğerdedir. Yaklaşık 6 ay süren bir dengeleme evresini devam/idame (maintanance) tedavisi evresi izleyecektir. Bu evre de hastanın ve geçirilmiş olan epizotların durumuna göre yıllarca sürebilir. Dönem dönem hastalık alevlenecek ve yineleyecektir Hastaların tedaviden kopma olasılıkları ve yeni alevlenmeler yaşama olasılıkları yüksektir. Tedavinin kalitesinin artırılmasında ailenin tedavi ekibinin önemli bir üyesi olması zorunlu gibi görünmektedir. Öyle zaman olacak ki hastalar kliniklere gelmeden ailelerinin yardımlarıyla yeni alevlenmeleri atlatabilecekler, yine öyle zamanlar olacak ki hastaların zor durumlarıyla aileler ancak kendi başlarına başetmek zorunda kalacaklardır. Unutulmamalıdır ki hastalarla yaşayan ve hastalığın sorunlarıyla başetmek zorunda kalanlar profesyonellerden çok ailelerdir.

Şizofreni hastasının bakımında klinikler, rehabilitasyon merkezleri ve evler tedavi üçgeninin ayaklarını oluşturmaktadır. Hastaların ve hastalığın durumuna göre bazen kliniklerde yapılan tedavi yeterli olabilmekte, bazen de rehabilitasyon servislerine gereksinim duyulmaktadır. Bazı hastalar içinse durum daha farklı olabilmektedir. Ne kliniğe götürülebilmekte ne de ayaktan tedavi merkezlerinden yararlanabilmektedirler. Şizofreni tedavisinde ev bakımı ya da ailenin yapabilecekleri ya da tedavi ekibinin zaman zaman evde bakımda yer alması birey, aile ve üç evrenin özelliklerine göre uyarlanabilir bir yöntem yaklaşımıdır.

Evinden çıkmayan hastalar için ise zorunlu bir yaklaşım olmak durumundadır.

Genel olarak hastaların evde bakımları daha fazla normalleştirici bir deneyimdir. Çünkü günlük yaşamları daha az etkilenir ve damgalanmaya daha az maruz kalırlar. Bir tedavi kurumuna götürülmek zorunda kalınmaması daha az örseleyici olur. Böylece hastanın tedaviden kopma olasılığı da azalır. Ailenin destek sistemindeki yeri güçlenir. Bununla beraber aile için yük biraz artacaktır, duygusal olarak daha fazla etkilenecek, günlük yaşamlarında kesintiler olacaktır. Maddi yük artacak, ilişkilerin gerginleşme olasılığı artacak, çevresel-sosyal bağların zayıflama olasılığı artacaktır. Bunlar kaçınılmazın doğurgularıdır. Olumlu ve olumsuz yanlarıyla aileler ve evler şizofreni tedavisinin içerisinde yer almak durumundadırlar. Tedavi ekipleri de yöntemlerini ona göre düzenlemelidirler.

Ailelerin rehabilitasyon girişimlerindeki etkin rollerini sürdürebilmesi için:

  • Asla suçlanmamalıdırlar,
  • Bireysel gereksinimlere öncelik tanınmalıdır,
  • Beklentileri gerçekçi sınırlarda tutulmalıdır,
  • Kendileri için zaman ayırmalarına, teneffüslerine olanak sağlanmalıdır,
  • Yalnızlık duygusu yaşamaları önlenmelidir,
  • Kültürel alt yapılarına uygun çözümler üretilmelidir,
  • Sürekli sabır ve umut aşılanmalıdır,
  • Yanlış bilgi ve inanışların etkisinden korunmalıdır,
  • Ailesel ve sosyal sermayelerinin desteklenmesi gerekir.

Ailelerin yakınmalarından bazı örnekler incelendiğinde şizofreni tedavisinde aile eğitiminin ve evde bakımın önemi daha iyi anlaşılabilir.

‘Oğlum 3 aydır hiç yıkanmıyor’.

‘Aylar oldu çocuğum bir kez bile dışarı çıkmadı’.

‘Her an gelip bizi bıçaklayacak diye korkumuzdan geceleri uyuyamıyoruz’.

‘Fuhuş yaptığımı söyleyerek bana saldırıyor, üç kez komşularım sayesinde elinden kurtuldum. Her an ölüm tehdidiyle karşı karşıyayım’.

‘Sinir krizleri geçirerek evdeki eşyaları kırıp döküyor. Eşyaları yenileyecek ekonomik gücümüz kalmadı’.

‘Evde kaç kez yangın tehlikesi atlattık’.

Rehabilitasyonda aileyi etkinleştiren bir model denemesi

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği Psikiyatrik Rehabilitasyon Ünitesi’nde şizofreni hastalarının rehabilitasyonuna yönelik olarak yürütülen rehabilitayon modeli burada sunulacaktır.

Klinikte yatarak tedavi görmüş ya da poliklinikte ayaktan tedavi gören ve ivedi tedavileri tamamlanmış, dengeleme ya da devam tedavisinde olan şizofreni hatalarına grup tedavisi önerilmektedir. Haftalık grup tedavisine katılmayı kabul eden hastalar 5-8 kişilik gruplar halinde Psikososyal Beceri Eğitimi (PSBE) grubuna alınmaktadır Eğitim grupları haftada bir gün her biri 45 dakika süren iki seans halinde yürütülmektedir. Eğitimi uzman denetiminde bir asistan ve bir psikiyatri hemşiresi yürütmektedir. Her grup için eğiticilerin birer yardımcıları vardır. Hastaların rutin poliklinik tedavileri de aynı zamanda başka bir asistan tarafından paralel olarak sürdürülmektedir. Birimin temel amacı her hastayı PSBE’nden geçirmek ve hastaların tedavilerinde etkin rol almalarını ve sosyal çevre içerisinde kalmalarını sağlamaktır. Eğitime katılmayan hastalar ise sadece rutin tedavilerini sürdürmektedirler.

Hasta grupları sürdürülürken bir yandan da aileler eğitim gruplarına alınmaktadır. Gruba katılmayan hastaların aileleri de aile gruplarına dahil edilmektedir. Genelde aileler için ayda bir kez iki saatlik eğitim grupları daha kabul edilebilir ve pratik olmaktadır.

Aile gruplarının hasta gruplarıyla paralel yürütülmesinin önemli bir yararı aynı sürede hastalar ve ailelerini birlikte tanıma fırsatı sunması ve ortaya çıkan sorunların çözümünde kolayca işbirliği kurulması ve aynı zamanda hastaların gruba devam etmelerinde ailelerin katkısının artması şeklinde görebiliyoruz.

Hasta aileleri ya da yakınları için yapılan gruplarda gruba öncelikle şizofreni hastalığıyla ilgili bilgilerin yapılandırılmış bir şekilde sunulacağı ve kendilerinin karşılaştıkları sorunlar için çözümler üretileceği açıklanıyor. Sonra da her oturum bilgilendirme ve ortaya çıkan sorunların çözümleri çerçevesinde yürütülüyor.

Grup ortamları hem aileler hem de profesyoneller için iyi bir eğitim olanağı sağlıyor. Kitaplarda yazmayan bilgiler hasta ailelerinin deneyimlerinde var olabiliyor. Örneğin, evinde sık sık masa örtüsü yanan bir aile artık tutuşmayan örtüler ve geniş kül tablaları alarak bu durumdan kurtulabilmiştir. Bu deneyimi başkalarıyla paylaşması kadar değerli bir şey olamaz.

Bir grubun başlangıcında bir hasta babası oğlunu evlendirmek istediğini söylemişti. Evlilik hakkında sorular sordu. Grup üyelerinden babası şizofreni tedavisi gören bir hanım anne babasının ayrılık öyküsünü anlattı. Başka bir üye oğluyla beraber hastalanan komşusunun oğlunun evlendirildiğini fakat bir çocuğu doğduktan sonra ayrılmak durumunda kaldığını, “iyi ki kendi oğlunu evlendirmediğini” söyledi. Diğer bir üye de hasta grubuna katılan bir erkek üyenin eşiydi, evlendiklerinde eşinin hasta olduğunu bilmiyormuş, iki çocukları var, evliliklerini bozmamışlar, fakat ‘keşke evlenmeseydim’ diyordu. İyileşmiş olan ya da iyilik halini sürdürebilen kişilerin evlenmelerinin daha uygun olacağı bunu da hastaların tedavi ekibiyle enine boyuna görüşerek karar vermenin doğru olacağını belirttikten sonra babanın yeni fikri sorulduğunda ‘en azından şimdilik evlendirme fikrinden vazgeçtim’ dedi.

Ailelerin ev ortamlarında da desteklenmesi gerekir. Özellikle hastaları ev ortamında sorun çıkaran aileler için iki haftalık ya da aylık ziyaretlerin yapılması onların karşılaştıkları sorunların yerinde çözümlenmesi ya da destekleyici eğitime devam edilmesi açısından yararlı olmaktadır.

Hastaların evleri ve hastaneler dışında girip çıkabilecekleri, kendilerini ait hissedebilecekleri ve kendi aralarında dayanışabilecekleri ortamların oluşturulması rehabilitasyonun önemli bir ayağıdır. Böylesi bir ortam kulüp-ev, dernek, kafe ya da çiftlik şeklinde olabilir. KOÜ Psikiyatrik Rehabilitasyon Ünitesi şimdilik hastalara bünyesindeki kafe’de sinema saati, bulmaca saati, müzik saati, okuma saati, tartışma saati, seminer saati, şiir dinletisi imkanlarını sunmakta ve geziler düzenlemektedir. Ülkemizde Şizofreni Dernekleri dışında bu amacı gerçekleştirecek kurumlar henüz yeterli sayıda değildir.

Prof. Dr. Mustafa Yıldız

Kaynak: Şizofreni Yazıları Dergisi, Yıl: 2 Sayı: 2, s. 7

2017-01-14T21:10:54+00:00 14 Ocak 2017|0 Yorum

Yazar Hakkında:

Hasta yakını

Yorum Yap