Şizofren Hasta Yakınlarının Dünyası

Buradasınız: ://Şizofren Hasta Yakınlarının Dünyası

Şizofren Hasta Yakınlarının Dünyası

Şizofren Hasta Yakınlarının Dünyası: Nedensel Atıflar, Yükler ve Umutlar

Prof. Dr. Nuray KARANCI

Şizofreni nedir? Onunla yaşamak nasıl bir şey? Çocuğunuzun “şizofren” tanısı alması, tanıyı alana kadar geçen süre, farklı yorumlar, düzeliyor gibi olması… umutların defalarca yeşermesi ve kuruması… yine de çocuğum iyileşir… tedavi edilebilir… tıp her şeye çare buldu… peki ama ya çocuğum eskisi gibi olmazsa? … ya onun için hayal ettiklerimi yapamazsa? … okulunu bitiremezse? ya bir iş sahibi olamazsa… torunlarım?? ama belki de evlenemez… öyle dedi bazı doktorlar… mutlaka yanılıyorlar… hem Allah’tan umut kesilmez… kuru ağacı yeşerten Tanrı… Ben yaşlanınca ne olacak? ona kim bakacak?? Şeker hastalığı gibidir diyorlar… ilacını alırsa sorun olmaz diyorlar… ama almak istemiyor… eve kimseler gelsin istemiyor… bazen saldırgan oluyor… niye o zaman her şeyi kırıyor… aslında çok akıllıdır ama…

“Oyun Kağıdından Evler
Kaygı bir düşman gibidir
Pusuda bekleyen.
İrade ve eylem gerekirken
Felç eder suçluluk”.
“Volkan üzerinde kurulmuş
Oyun kağıdı evlerde yaşamak gibiydi
Kaygı, güvensizlik ve
Sakatlayıcı güçsüzlük”.
“Rüyalar ve umutlar yerlerini
Gerçeğin kabusuna bırakır
Üstesinden gelinemeyen
Karmaşa ile savaşmak”1.

Long (1995), hasta yakınlarının destek ihtiyaçlarını konu aldığı makalesinde Alice Sorenson’un şiirine yer vermiştir. Yukarıda bir kısmı verilen bu şiirde, Sorenson şizofreni tanısı almış olan ve sonunda yaşamına son veren oğlu Peter ile ilgili yaşadığı üzüntü, umut, hayal kırıklığı, güçsüzlük, kaygı ve güvensizliği çok açık ifade etmektedir. Bu şiirde belirtilen duygu karmaşası hasta yakınlarının çok sıklıkla yaşadıkları ve ifade ettikleri duygulardır. Duyguların hastalığın belirtilerinin ortaya çıkması, psikiyatrik bir tanı alması hastalığın seyri, kronikleşmesi ile değiştiği ancak hasta yakınlarının durumu kabul edip yakınlarının yeni durumu ile yaşamayı öğrenmelerinin hem hasta hem de onlar için en olumlu durum olduğu vurgulanmaktadır2, 3. Ancak bu uzun, inişli çıkışlı bir süreçtir. Hastanın değişik yakınları bu süreci farklı şekillerde ve sürelerde yaşamaktadırlar ve bu süreç yas sürecine de benzetilmektedir. Dolayısıyla hasta ile birlikte olmak dinamik bir olgudur ve her birey için ayrı incelenmesi gerekebilir.

Bu çalışmanın amacı şizofreni tanısı almış hastaların yakınlarının hastalığa bakışlarını, yaşadıkları güçlükleri, ileriye yönelik umutlarını ve sağlık personelinden beklentilerini incelemektir. Bu makalade şizofren hasta yakınlarının hastalığın ortaya çıkışını ne gibi nedenlere bağladıkları (hastalık için yapılan nedensel atıflar), yaşadıkları zorluklar, ileriye yönelik umutları ve sağlık personelinden beklentileri üzerinde durulacaktır. Çalışma ile ilgili detaylı bilgi Karancı (1995)’te verilmiştir4.

YÖNTEM

Çalışmaya SSK Ankara Eğitim Hastanesi, Psikiyatri Kliniği’nde tedavi gören şizofreni tanılı 60 hastanın yakınları katılmıştır. Çalışmada hasta ile en çok birlikte olan ve onun bakımı ile en fazla ilgilenen hasta yakını ile görüşülmüştür. İlgili psikiyatri uzmanınca şizofreni tanısı aldığı belirtilen hastalardan yakınları ile görüşmek için izin istenilmiştir. Hastaların hepsi bunu kabul etmişlerdir. Daha sonra hasta yakınlarından yukarıda belirtilen kriterlere göre bir aile üyesini belirtmeleri istenmiş, çalışmanın amaçları anlatılmış ve görüşme için randevu verilmiştir. Görüşmeler hasta yakınının onayı alınarak teybe kaydedilmiş ve daha sonra verilen yanıtlar kodlanmak üzere yazılı hale getirilmiştir.

Çalışmada görüşülen hasta yakınları anneler (32), babalar (11), kardeşler (8), eşler (3), çocuklar(2) ve diğer akrabalardan (4) oluşmuştur. Hasta yakınlarının ortalama yaşı 51.14, ortalama eğitim süreleri ise 4.44 yıldır. 18 kadın ve 42 erkek hastadan oluşan hasta grubunun ise ortalama yaşları 31.73, ortalama eğitim süreleri ise 8.22 yıldır. Hastaların ortalama 8.62 yıldır rahatsız oldukları yakınları tarafından belirtilmiştir.

BULGULAR

Nedensel Atıflar

Çalışmaya katılan yakınlara “Sizce (Hastanın ismi söylenerek) hastalığının nedenleri nelerdir?” diye açık uçlu bir soru sorulmuştur. Hasta yakınlarının kendi sözleri ile verdikleri yanıtlardan bazı örnekler şunlardır:

“Sebebini bilmiyorum… Benim oğlan dışarıda hastalandı buraya geldi. Antalya’da çalışıyordu, orda hastalandı buraya geldi. Çocuğumun öyle bir şeysi yoktu. Çalışıyordu orada otelde. Bilemiyorum neden olduysa oradan hastalandı geldi”;

“Yalnız büyüdü, tek çocuktu. Bir de hamileyken ilaç kullandım, gerçi hastalığı doğuştan değil ama”;

“Sebepleri, çocuğun hiçbir günahı yok… Doğuştan olan bir şey herhalde. Yani ben kendimi suçluyorum, acaba benden mi oldu?, yani bu çocuk doğuştan böyle, ne çocuklar var doğuştan zehir gibi. Demek ki bizim ailede buna meyil veren bir şey varmış da oldu”;

“Kendini aşırı derecede düşünmesinden. Bir takım insanları ölçü alıyordu, onların yaptığını yapamamak ve yani sonunun ne olacağı gibi düşüncelerden kaynaklanıyor bildiğim kadarıyla”;

“Mahalledeki arkadaşları alay etmişler on beş yaşındayken. Sen çirkinsin, karasın demişler. Ondan sonra ıssız yerlere girip ağlardı çirkinim diye. Bir de bir kıza tutuldu, illa o kızı alacaksın diye tutturdu. O kızdan mı oldu, milletin çoluk çocuğunun o şeyinden mi oldu… Allah’tan mı geldi orayı da bilemiyorum”.

Yukarıda verilen örneklerden anlaşılacağı gibi hasta yakınları birden fazla neden üzerinde durabilmekte ve bu nedenler genetik, çevresel ve aile içi etkileşim gibi çeşitli alanları kapsayabilmektedir. Hasta yakınlarının verdikleri nedenlerin içerikleri incelendiğinde ortaya altı genel kategori çıkmıştır. Verilen yanıtlar bu kategorilere göre kodlanmış, kodlamanın güvenirliğini test etmek için tesadüfi yöntemle seçilen 20 yanıt için ikinci bir kodlayıcı bağımsız olarak kodlama yapmıştır. İki kodlayıcı arasındaki Kappa güvenirlik katsayısı 0.77 olarak bulunmuştur. Hasta yakınlarının cevaplarının 6 kategorideki yüzdeleri Tablo 1 ‘de verilmiştir.

Tablo 1: Hasta Yakınlarının Hastalık ile İlgili Nedensel Atıfları

Nedensel Atıf %*
Stres veren yaşam olayları (Örn. Fiziksel şiddet; karşılıksız sevgi, küçük düşme gibi) 50
Aile çatışmaları ve hasta üzerinde baskılar 40
Hastanın kişilik özellikleri (Örn: çok hassas, sinirli, inatçı olmaı, çok düşünmesi, alkol-sigara kullanımı gibi) 28
Biyolojik/genetik nedenler (Örn: ailede olması, çocuklukta geçirilen ateşli hastalık veya kazalar gibi) 23
Başka 13
Bilmiyorum 8

* Yakınları birden fazla neden verdikleri için yüzdelerin toplamı 100’ü aşmaktadır.

Hasta yakınlarının verdikleri ortalama neden sayısı 1.55’dir (s.k = 0.65; R = 1-4). Hasta yakınları rahatsızlığın ortaya çıkışında birden fazla kategoride belirtilen faktörün etkili olmuş olabileceğini düşünmektedirler. Tablo 1’de görüldüğü gibi stres veren yaşam olayları ve aile çatışmaları en sıklıkla belirtilen nedenlerdir. Hastanın kişilik özellikleri ve biyolojik/genetik nedenler bunları takip etmektedirler. Nedenini bilmiyorum diyen hasta yakını sadece %8’dir.

Zorluklar

“(Hasta’nın ismi)’in bakımı ve onunla birlikte yaşamak size ne gibi zorluklar getirdi?” sorusuna hasta yakınlarının verdikleri yanıtlardan bazı örnekler şunlardır:

“Maddi olarak sıkıntı yarattı, manevi olarak yıktı, evladındır atamazsın, satamazsın”,

“Evde eşyaya zarar veriyor, camları kırıyor, bana, babasına vuruyor, iştahı iyi, boğazına zor para yetiştiriyoruz”;

“İşte sonunu düşünüyoruz, nasıl olacak diye. Evlendirmek istiyoruz ama bir işi yok, şeyi yok, evlendirsek diyoruz daha perişan olur”;

“Her şeyi tekrar soruyor, söylüyor, sıkılıyorum bundan, bıktırıyor. Rahatça onu bırakıp gezmeye gidemiyorum. Durumunu kabullenemiyorum, onun durumunu kafama takıyorum, sıkılıyorum”,

“Bir baba olarak bu halde çocuğu siz ne yaparsınız? Etrafıma bakıyorum, herkeste ne çocuklar var, benimkisi ise tam üniversiteyi okuttuk, ne zorluklarla okuttum ben onu. Ne oldu… bütün emeklerim boşa gitti, istemez miydim bu çocuğun evlenmesini. Şimdi evlenseydi, çoluk, çocuk sahibi olsaydı, iftihar etmez miydim?”;

“Hiç zorluğu olmuyor. Ben normal karşılıyorum. Üzülmesin diyerek ben devamlı güzel davranıyorum. Kendini üzüntüye verme, düşünceye verme düzelirsin diyorum, yani ben onu teselli ediyorum”.

Yukarıda verilen örneklerden de anlaşılacağı gibi, hasta yakınları duygusal ve maddi yüklerden bahsetmişlerdir. Hasta yakınlarının verdikleri yanıtların içerikleri incelendiğinde bunların beş grupta toplandığı görülmüştür. Kodlamaların güvenirliğini araştırmak amacı ile tesadüfi olarak seçilen 20 yanıt ikinci bir kodlayıcı tarafından da incelenmiş ve Kappa Güvenirlik katsayısı 0.86 olarak bulunmuştur. Hasta yakınları ortalama olarak 1.15 (s.k = .63; R = 1-4) zorluk belirtmişlerdir. Tablo 2 hasta yakınları tarafından verilen güçlükleri göstermektedir.

Tablo 2: Hasta Yakınlarının Karşılaştıkları Zorluklar

Zorluklar %*
Aile içi çatışmalar ve aile yaşamında sorunlar 57
Duygusal yükler (Örn: kaygı, gerginlik, üzüntü gibi) 48
Maddi külfet 27
Hiç zorluk yok 17
Başka 12

* Yakınları birden fazla neden verdikleri için yüzdelerin toplamı 100’ü aşmaktadır.

 

Hasta yakınlarının en sıklıkla bahsettikleri aile yaşamındaki çatışmalar ve aile yaşantısında zorluklardır. İkinci olarak hastanın getirdiği üzüntü, kaygı, stres ve gerginlik gibi duygusal yüklerdir. Hastanın tedavisi için gerekli olan harcamalar (ilaç ve hastaneye ulaşım) ve hastanın kişisel masrafları (yemek, sigara ve eğlence harcamaları gibi) üçüncü sırada verilmiştir. Hiç bir zorluğu yok diyen hasta yakını % 17’dir. Hasta yakınının verdiği zorluk sayısı ile bazı sosyo-demografik özellikler arasındaki ilişki incelendiğinde, hastanın hastalık süresi arttıkça verilen zorluk sayısının arttığı bulunmuştur (r(1,58) = 0.33, p < 0.01).

Gelecekten Umut

“(Hastanın ismi)’in ileride iyileşip, eski sağlığına kavuşacağından umutlu musunuz?” sorusuna verilen yanıtlardan bazı örnekler şunlardır:

“Umutlu değilim, değilim. Emekli parasıyla bir ev alacağım üstüne, babasından da maaşı var. Başka da bir şeyi yok.. Tek düşündüğüm nasıl yaşayacağı. Biz öldükten sonra tek başına yaşamını sürdürebilir mi? Kendine bakabilecek mi? İlaçlarını alabilecek mi?”,

“Ben umut ettim… Öyle vurdulu kırdılı hasta değildi… hastaneye götürdüm, hapları çok iyi geldi… o çok iyi… hasta değil”;

“Umutluyum, inşallah, doktorlar zaten umut veriyorlar, iyi olur diyorlar. Ben de onun için ümitliyim. Okuluna başlar diye ümitliyim… askere gider diye ümitliyim… evlenir diye ümitliyim… inşallah”;

“Valla, işte Allah’tan umut kesilmez. Kuru ağaçlara can veren Allah, kışın üzüm kurur, baharına yeşerir. Şifasını Allah versin”;

“Umutluyum, gerçekten çok umutluyum. Her hastalığa bir çare bulundu, bilim adamlarımız bu hastalığa da çare bulacaklar. Hastalarımız kurtulacak bundan”;

“Umut ediyorum, Allah’tan umut kesilmez. Zaten umut etmesem çatlar ölürüm”;

“Ben umutluyum, Allah’tan umut kesilmez. İlk önce Allah, sonra hekim. Öldüydü ilk geldiğinde, Allah şey etti, hekimlerde bir olup dirilttiler”;

“Umutlu değilim, daha da kötü olmasın da… Bunun tedavisi yok diyorlar, ancak uyuşup çıkıyor”;

“Maalesef, ben umudumu yıllar önce yitirdim. Hastalığını kabul etmedi, azıcık kabul etmiş olsa ilacını alsaydı”;

“Allah’ın gücü, bir mucize olsa. Bir ümit gelse, kafasındaki düşünceleri atsa”.

Hasta yakınlarının verdikleri tepkilerin üç kategoride toplandıkları görülmüştür. Verilen cevapların kategorilere göre dağılımı Tablo 3’te verilmiştir.

Tablo 3: Yakınların Hastanın Geleceği ile İlgili Umutları

Gelecek Beklentisi %
Umutluyum 54,5
Umutsuzum 40,0
Bilmiyorum 5,5

Görüldüğü gibi hasta yakınlarının yarısından biraz çoğu gelecekle ilgili olumludurlar. Olumlu olanlar daha çok Allah’tan, hekimlerden, bilim adamlarından, ilaçlardan iyileşmeyi sağlamayı beklemektedirler. Gelecekle ilgili karamsar olanlar ise şimdiye kadar bir değişim olmadığını, verilen tedavinin yeterli olmadığını veya hastanın yeterli gayreti göstermediği görüşündedirler. Umutlu olan hasta yakınlarının (X = 3.83 yıl) karamsar olanlara (6.09 yıl) kıyasla daha az eğitimleri olduğu (F(1,54) = 4.45, p < 0.05), umutlu olanların (X = 5.50 yıl) karamsar olanlara (X = 12.34 yıl) kıyasla hastalarının daha kısa süredir rahatsız oldukları (F(1,54) = 23.56; p < 0.001) bulunmuştur.

Sağlık Personelinden Beklentiler

Hasta yakınlarına “Sağlık personeli size nasıl yardımcı olabilir?” diye sorulmuştur. En sıklıkla bahsedilen yardım hastaya ilgi göstermek, hastayı hastaneye yatırmak ve iyileştirmektir. Hasta yakınlarının %20’si sağlık personelinin ellerinden geleni zaten yapmış olduklarını ifade etmişlerdir.

Tablo 4: Hasta Yakınlarının Sağlık Personelinden Beklentileri

Yardımcı bulunan faaliyetler %*
Hastamıza ilgi göstersinler 28
Hastamızı hastaneye yatırsınlar 26
Yapabilecekleri her şeyi yaptılar 20
Hastamı iyileştirsinler 17
Bize ilgi/anlayış göstersinler 15
Bilmiyorum 3
Diğer 5

* Yakınları birden fazla neden verdikleri için yüzdelerin toplamı 100’ü aşmaktadır.

TARTIŞMA

Hasta yakınlarının dünyasına baktığımızda hasta yakınları için ortaya çıkan rahatsızlığı, yakınlarının davranış, duygu ve düşüncelerinde gözledikleri değişimi anlayabilmenin ve tüm bu değişimlerin yarattığı panik, hayal kırıklığı ve karmaşa ile başa çıkmanın güçlüğü, ilk ele alınması gereken konudur. Sorenson’un da şiirinde ifade ettiği gibi hasta yakınının sürekli bir şeyler yapması gerekmektedir. Bu, yakını için en uygun tedaviyi bulmak, günlük yaşantıda hasta ile ilgili gerekenleri yapmak, hastayı teselli edebilmek, aile içi çatışmaları çözebilmek ve kendi duyguları ile başa çıkabilmeyi öğrenmektir. İnsanların başlarına gelen olayları açıklayabilmek ve böylece yaşamın tahmin edilebilir olduğu ile ilgili güven duymaya ihtiyaçları vardır. Ancak şizofreninin tek bir nedeni yoktur. Biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıktığı, belirli bir biyolojik yatkınlık ile birlikte yaşam streslerinin etkileşiminin rahatsızlığın ortaya çıkmasında önemli olduğu vurgulanmaktadır5. Bu nedenle hasta yakınları, çeşitli kaynaklardan elde ettikleri bilgiler ve kendi değerlendirmeleri sonunda hastalığın ortaya çıkışında bazı nedenleri sorumlu tutmaktadırlar. Nedeni kendileri ile ilgili bir konuya (genetik, aşırı disiplin, ihmal gibi) bağlayanlar suçluluk duyguları yaşamaktadırlar. Bunu Sorenson şiirinde “felç edici suçluluk” olarak ifade etmiştir. Suçluluk duyguları hastayı aşırı korumaya ve aşırı duygusal tepkilere yol açabilmektedir ki bunlar da yüksek duygu dışavurumu olarak tanımlanmakta ve hastalığın gidişini olumsuz olarak etkilemektedir6, 7, 8. Hastalığın nedenlerini başkalarında görmek (hastanın maruz kaldığı fiziksel şiddet, aşık olması ve ya aile dışı yaşantılar) ailede başkalarına yönelik öfke duygularının yaşanmasına neden olabilir. Batı ülkelerinde aileye yönelik “psikolojik eğitim” programları yaygın olarak yürütülmektedir. Bu programların amacı hasta yakınlarını şizofreni konusunda bilgilendirmek, karşılaşılan sorunlarla ilgili başa çıkma becerileri kazandırmak ve hasta yakınlarına duygusal destek vermektir. Programlarda şizofreninin nedenleri, belirtileri, ilaç kullanımının önemi ve başa çıkma yolları üzerinde durulmaktadır. Hasta yakınlarına nedenler üzerinde bilgi verirken bunun ortaya çıkışı size bağlı değildir mesajı açıkça verilmektedir. Dolayısıyla hasta yakınlarını gereksiz suçluluk duygularından kurtarmak önemli bir amaçtır9. Batı ülkelerinde, birer sivil toplum örgütü olarak işlev gören, hasta yakınlarının kurdukları dernekler de çok yaygındır. Bunlardan 1979 yılında kurulmuş olan ve yaklaşık 130.000 üyesi olan, “National Alliance for Mental lliness” (NAMI) (Akıl Hastalığı için Ulusal Birlik) adlı kuruluş Amerika’da çok önemli bir sivil toplum örgütü olarak akıl hastalığı konusunda tanıtım ve eğitim, hasta ve yakınlarının haklarını arama, bu alanda geliştirilecek yönetmelik ve politikalara katkı ve destek işlevini görmektedir10. NAMI gibi kuruluşların varlığı gelişmiş olan ülkelerde hasta yakınlarının bir mucize beklemekten vazgeçtiklerini, ancak bu vazgeçişin onlara kendi aralarında kurdukları dayanışma ve güç birliği ile kuvvet kazandırdığını göstermektedir. Türkiye’de ise bu tür bir dernek ancak 1996’da “Şizofreni Dostları Derneği” olarak kurulmuş, bunu Ankara ve İzmir’deki derneklerin kuruluşu izlemiştir. Bu çok umut verici bir gelişmedir ve hasta yakınlarının Batı ülkelerinde olduğu gibi örgütlendiklerini gösteren sevindirici bir sinyal olarak yorumlanabilir.

Çalışmaya katılan hasta yakınlarının önemli zorluklar yaşadıkları görülmektedir. Hem hasta ile günlük yaşantıda karşılaşılan güçlükler ile baş etmeye çalışmakta hem de kendi duyguları ile savaşmaktadırlar. Bu açıdan desteğe ihtiyaçları olduğu kesindir. Hem maddi açıdan desteklenmeli hem de duygusal açıdan duygularını paylaşabilecekleri ortamlar yaratılmalıdır. Bu ortamların yaratılmasında kendi katılımlarının sağlanması çok önemlidir. Sağlık personeli tarafından organize edilen programlar hasta yakınları için değerli olabilir. Ancak paylaşımın sürdürülebilir olması için katılımcı bir yaklaşımla hasta yakınlarının bir araya gelerek derneklerle ihtiyaçlarına çözüm yolları aramaları önemlidir.

Umutlar açısından baktığımızda hasta yakınlarının yarısından biraz fazlasının umutlu oldukları görülmüştür. Ancak umutlu olmak nedir? Allah’tan, ilaçlardan, bilim adamlarından ve mucizelerden iyileşmeyi beklemek. Hasta yakınının hastayı belirtileri ile birlikte kabul etmesi ve onunla birlikte yaşamı devam ettirmesi gerekmektedir. Bu açıdan hasta yakınlarını umutlu/umutsuz diye ayırmak da doğru değildir. Belki araştırmada karamsar olarak gruplananlar daha gerçekçi bir konumdadırlar. Umutlu olmayanlar, yakınları daha uzun süredir rahatsız olduğu için hastanın tam olarak eskisi gibi olmayacağına karar vermişlerdir ve bu kabul etme ile birlikte hem hasta hem de kendileri için bir şeyler yapabilme kararını ve gücünü bulabilecek konumdadırlar. Burada önemli olan bir mucize beklememek veya tamamen vazgeçip çaresiz ve güçsüz hissetmemek ve durumu kabul edip ona göre devam etmektir.

Hasta yakınları sağlık personelinden hem hastaları ve hem de kendileri için ilgi ve insancıl bir yaklaşım beklemektedirler. Sağlık personelinin bu konuda bilinçlerini arttırmak ve hasta yakınlarının duygularına empati gösterebilmelerini sağlamak önemlidir. Hastanede kontrol altında tedavide hasta yakınlarının bekledikleri bir yardım davranışıdır. Yurdumuzdaki sınırlı yatak kapasitesi ve hastalara hastane dışındaki bakım sağlayan kurumların olmaması böyle bir ihtiyacı gündeme getirmektedir.

Sonuç olarak batı ülkelerinde şizofren hasta yakınları güçlü sivil toplum örgütleri kurarak kendileri ile ilgili kararlar konusunda güçlü bir dayanışma içerisindedirler. Türkiye’de de böyle bir yaklaşımın çok yeni olmakla birlikte varlığını bilmek umutlandırıcıdır. Hasta yakınları değişik aşamalarda ve destek kurumlarının varlığına bağlı olarak bazen çaresizleşmekte, bazen ise bir mucize beklemekten vazgeçip, kendileri güç birliği yaparak sevdikleri yakınları ve kendileri için yaşamları ile ilgili kararlarda yön verici olmaktadırlar. Bizlerin, araştırmacılar ve toplum bireyleri olarak onlara son seçeneği seçebilmeleri ve bu zorlu yolda ilerleyebilmeleri için destek vermemiz ve saygı göstermemiz önemlidir.

Kaynaklar

  1. Long, P.W. Lack of support for relatives. Prelapse magazine, 1, http://www.mentalhealth.com.1995.
  2. Spaniol, L., Jung, H, Zipple, M., ve Fitzgerald, S. Families as resource in the rehabilitation of the severely psychiatricaly disabled. Hathfield, A.B., & Lefley, HP. (Eds), Families of the Mentally III: Coping and Adaptation, New York: Routledge, 1987, 167-190.
  3. Terkelsen, K.G. The evolution of family responses to mental illness through time. Hathfield, A.B., & Lefley, H.P. (Eds), Families of the Mentally III: Coping and Adaptataion, New York: Routledge, 1987, 151-166.
  4. Karanci, A. N. Caregivers of Turkish schizophrenic patients: Causal attributions, burdens and attitudes to help from the health professionals. Social Psychiatry and Psychiatric Epidemiology, 1995; 30(6): 261-268.
  5. Boyle, M. Schizophrenia: A Scientific delusion?. 1990, New York: Routledge, London.
  6. Brwin, C.R., MacCarthy, B., Duda, K., ve Vaughn, C.E. Attribution and expressed emotionin the relatives of patients with schizophrenia. Journal of Abnormal Psychology, 1991; 100 (4): 1-9.
  7. Harrison, C.A., ve Dadds, M. R. Attribution of symptomatology: An exploration of family factors associated with expressed emotion. Australian and New Zealand Journal of Psychiatry, 1992; 26: 408-416.
  8. Jenkins, J. H., & Karno.M. The meaning of expressed emotion: theoretical issues raised by cross-cultural research. Am. J. Psychiatry, 1992; 149: 9-21.
  9. Hathfield, A. B. Family Education in mental Illness. 1990: New York: Guildford Press.
  10. NAMI. Things you should know: NAMI facts. 1996: http//www.nami.org/about/thing.htm

Bu makale Şizofreni Yazıları Dergisi, Yıl: 1, Sayı: 1’den alınmıştır.

2017-10-15T21:20:57+00:00 28 Eylül 2017|0 Yorum

Yazar Hakkında:

Hasta yakını

Yorum Yap