Şizofreni hastalarının saldırgan olduğu, çevreye karşı tehdit oluşturdukları gibi yanlış bir inanış maalesef toplumumuzun büyük bir kısmında mevcuttur. Dünyada yapılmış onlarca çalışmadan elde edilen veriler şizofreni hastalarındaki saldırganlık davranışının, normal sağlıklı bireylere benzer hatta daha az oranda olduklarını göstermektedir. Üç yıllık bir izlem çalışmasında, cinayet işlemiş 1594 kişi incelendiğinde, bunlardan 85’inin (%5) şizofreni tanısı aldıkları tespit edilmiştir. Yapılan bir başka çalışmada şizofreni tanısı almış birisi tarafından öldürülme riskiniz 14 milyonda 1 olarak hesaplanmıştır.
Erkek cinsiyet, düşük sosyoekonomik düzey, işsiz olmak, psikotik bulgulara rağmen hiç psikiyatri kliniğine başvurmamış olmak, antisosyal kişilik özellikleri göstermek, akut pozitif bulgularda alevlenme, alkol ve madde kötüye kullanımının varlığı, daha önce şiddet eylemlerinde bulunmuş olmak, paranoid şizofreni alt tipinin tanımlanması, antipsikotik tedaviye uyumsuzluk, sık sık hastaneye yatış hikayesi, intihar fikirlerinin bulunması gibi faktörler bireyi şiddete daha yatkın hale getirmekte ve bu eylemselliğin sonu cinayetle sonlanabilmektedir.
Şizofreni hastalarında tedaviye uyumsuzluğun, özellikle şiddet doğuran davranışlarla ciddi bağlantıları olduğu düşünülmektedir. Tedaviye uyumsuzluğa madde kötüye kullanımının eşlik etmesinin, şiddet riskini daha da arttıracağı yönünde görüşler mevcuttur. Bu alandaki araştırmanın meta-analizinde, şizofreni hastalarındaki cinayet işleme riskinin büyük bölümünün, bu kişilerde mevcut olan madde kötüye kullanımından kaynaklandığını tespit etmişlerdir. Üstelik, madde kötüye kullanımı komorbiditesi (bir veya daha fazla bozukluk veya hastalığın temel hastalığa veya bozukluğa ek olarak aynı zamanda görülmesi durumu) olan bu hastaların şiddet eyleminde bulunma riskinin, psikozu olmayan madde kötüye kullanımı olan hastalarla aynı olduğu da vurgulanmaktadır.