Şizofreni Destek Programı

Buradasınız: ://Şizofreni Destek Programı

Şizofreni Destek Programı

Şizofreni ve benzer hastalıklar hakkında

Bu kitapçığı okumanızın nedeni eşiniz, akrabalarınızdan biri ya da bir arkadaşınızda şizofreni ya da ilişkili bir hastalığa ait belirtilerin bulunması olabilir. Sevdikleri kişinin hasta olduğunu öğrenen aile üyeleri sıklıkla kendilerini şoka uğramış, üzgün, kızgın, kafası karışmış veya mutsuz hissedebilir. Sık rastlanan bir tepki reddetmektir (“Hasta olduğuna inanmıyorum.”)» kendinizi endişeli de hissedebilirsiniz (“Onu yalnız bırakmaya korkuyoruz.”), korkabilirsiniz (“Kendisine ya da başkalarına bir zarar verir mi?”), utanabilirsiniz (“Biz suçlanır mıyız?”), kendinizi yalnız hissedebilirsiniz (“Kimse anlamıyor.”) ve kırılabilirsiniz (“Niçin bu bizim başımıza geldi?”)

Bu duygular birçok korku ve yanlış inanışın söz konusu olduğu bir hastalığın tanısına verilen doğal tepkilerdir.

Şizofreni ve tedavisi hakkında bilgi edindikçe, umutlu olmanız için geçerli nedenler bulunduğunu anlayacaksınız.

Şizofrenisi olan birçok insan belirtileriyle nasıl başa çıkabileceklerini öğreniyor ve yaşamlarını sürdürebiliyorlar.

Yakınınıza konan tanıya alışmanız zaman alabilir, öncelikle yakınınızın şizofreni olmasından kimsenin sorumlu olmadığını anlamanız gereklidir. Neler yaşadığınızı anlayabilecek başka insanlar da var – hekim ya da hemşirenizden böl-genizde şizofrenili insanlar ve yakınları için kurulan yerel dernekler hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Ayrıca şizofrenili insanların çoğu durağan ve destekleyici bir ortamda belirtileriyle nasıl başa çıkacaklarını öğrenmekte ve yaşamlarını sürdürmektedir.

Bu kitapçık, şizofreni deneyimi olan kişiler ve onların arkadaşlarıyla ailelerinin yardımıyla derlenmiştir. Bu kişilerle konuşup, dünya çapındaki araştırmalardan geri bildirim alarak, şizofreni konusunda şizofreni deneyimi olan insanlar ve onlarla ilgilenen yakınlarının en çok sordukları 10 soruyu tanımladık. Bu kitapçığın şizofreniyi ve hasta kişilere yardım etmek için ne yapabileceğinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olacağını umuyoruz.

Şizofreni nedir?

Şizofreni düşünceleri, algıları, duyguları ve davranışları etkileyen bir akıl hastalığına verilen isimdir. Şizofreni belirtileri gösteren bir kişi, gerçeklikle ilgisini kaybetmiş gibi görünebilir, orada olmayan şeyleri görüp işitebilir ve alışılmamış şekillerde davranabilir. Şizofreni birçok insanın düşündüğünden daha yaygındır ve hayatın her döneminde ve tüm kültürlerde her 100 kişiden yaklaşık l’ini etkiler.

Şizofreninin de diğer hastalıklarda olduğu gibi belirtileri vardır. Ancak belirtiler kişiler arasında büyük değişiklikler sergiler. Hastalığın belirtileri her zaman ortaya çıkabilmelerine rağmen, en çok ergenlik döneminin sonunda veya yirmili yaşların başında görülür. Şizofreni beceriler ve kişilikte oluşan bir değişimi içerir. Akraba ve arkadaşlar sıklıkla kişinin “eskisi gibi olmadığı” yorumunu yaparlar.

Şizofreni düşünceleri, algıları, duyguları ve davranışları etkileyen bir hastalıktır.

Birinin şizofreni olduğunu gösterecek kan sayımı ya da röntgen gibi özelleşmiş bir test yoktur. Bunun yerine, hastalık bir dizi belirtinin varlığıyla kendini gösterir ve hekimler hastalığı dikkatle yürütülen görüşme, gözlem ve muayene ile teşhis ederler. En önemli belirtiler psikoz belirtileridir ve aşağıdakileri içerirler.

Halüsinasyonlar

Doktorlar diğer insanların hissedemediği, açıklanması zor veya yersiz şeyler duymak, görmek ve hissetmeye halüsinasyon adını verirler. Yakında kimseler yokken başkalarının duymadığı sesler işitmek (“sesli halüsinasyonlar”) hastalıkla ilişkili olarak en sık yaşanan halüsinasyon tipidir. Bu hastalığa yakalanan insanların yaklaşık üçte ikisi sesli halüsinasyonlar yaşar. Bu gerçekte olmayan ‘sesler’ duydukları anlamına gelir. Sesler genellikle odada kimse yokken odadaki birinden geliyor gibi olur. Bununla birlikte, bazen kişinin zihninin içinden geliyor gibi de olabilirler.

Kişi görüntü, koku, tat ve dokunma içerikli halüsinasyonlar da yaşayabilir. Bu aslında olmayan şeyleri gördükleri, hissettikleri, kokladıkları ve tattıkları anlamına gelir. Bu tip halüsinasyonlar daha az görülür, şizofreniye yakalanan her 10 kişiden l’ini etkiler. Seslerin duyulması ve diğer tipte halüsinasyonların yaşanması yaşayan kişi için çok korkutucu olabilir, ancak bu her zaman geçerli değildir. Örneğin, bazı insanlar sesleri rahatlatıcı bulur. Ancak bu insanlar için bile her zaman halüsinasyonlarının rahatsız edici veya korkutucu olması riski bulunur.

Varolmayan sesler duymak veya şeyler görmek şizofrenili insanları gerçeklikten ayırır. Kendi iç dünyalarına çekildikleri için bir konuşmayı sürdürmekte zorlanabilirler. Bu da aile ve arkadaşlarıyla ilişkilerini sürdürme becerilerini etkileyebilir. İnsanların böyle şeyler olduğu bu gibi durumlarda kendilerini yalnızlığa çekmeleri şaşırtıcı değildir.

Hezeyanlar

Hezeyanlar doğru olmayan tuhaf fikirlerdir. Bu inançlar başkalarına uygunsuz ya da olanaksız görülse de, onları yaşayan insan için oldukça gerçektir.

Hezeyanlar çok değişik tiplerde yaşanabilir. Hezeyanlar arasında birinin düşüncelerini ve eylemlerini kontrol ettiği inancı, birilerinin onlara zarar verdiği/vereceği inancı ve özel güçleri veya yetenekleri olduğu inancı yer alabilir. Örneğin, kişi telefonun polis tarafından dinlendiğine veya uzaylılar tarafından kontrol edildiğine inanabilir. Hezeyanı olan bir kişinin bu inançlarının doğru olmadığı, hastalığının bir belirtisi olduğu anlaması son derece zordur. Tuhaf fikirleri olma veya (yukarıda anlatılanlar gibi) sesler duymaya pozitif belirtiler denir. Pozitif belirti olarak adlandırılmalarının nedeni kişi hastayken ortaya çıkmaları, normalde bulunmamalarıdır.

Düşünce bozukluğu

Kişi düşüncelerinin yüksek sesle söylendiğini duyabilir. Düşüncelerinin kafalarının dışından geldiğini veya kafaları tarafından alındığını hissedebilir. Bu belirtiler iletişim problemlerine yol açabilir. Bazı kişiler düşüncelerini diğerlerinin anlayabileceği şekilde ifade etmekte güçlük çekebilirler.

Bozulmuş kimlik duygusu

Kişi kim olduğu ve dış dünyayla ilişkisinin ne olduğu duygusunu kaybedebilir.

İlgi alanları, enerji ve dürtüde değişiklikler

Kişi davranışlarını değiştirebilir, aileleri de dahil diğer insanlarla temastan kaçınabilir. Günlük etkinliklere ilgisi azalabilir, uyuşuk veya düşük enerjili hissedebilir. Arkadaşlar ve akrabaların bile dahil olduğu kişilerle konuşmak ve onlarla karşılaşmak çok zor gelebilir. Bu davranış değişikliklerini aile ve arkadaşların anlaması çok zordur. Sevdiğiniz kişiye sadece tembellik olarak gördüğünüz bu davranış yüzünden kızabilirsiniz. Ancak bunlar hastalığın gerçek belirtileridir. Normal aktivite ve işlevlerin kaybolmasıyla ilişkili oldukları için bunlara bazen negatif belirtiler denir. Başka bir bölümde (Olumlu sonuçlar – Nasıl yardımcı olabilirsiniz) baktığınız kişiye bu belirtilerle başa çıkması için nasıl yardımcı olacağınız konusunda öneriler yer almaktadır.

Duyguların azalması

Şizofrenili insanlardan bazıları duygularında genel donuklaşma hissedebilirler. Hiç duygu göstermeyebilirler veya çok az duygu gösterirler. Başka zamanlarda da belirgin bir neden olmaksızın gülebilir veya ağlayabilirler.

Bilişsel bozukluk

‘Bilişsel bozukluk’ bellek, problem çözümü ve planlama gibi düşünce süreçleriyle ilgili sorunları ifade eder. Şizofrenili insanlarda bu tür sorunlar sık görülür ve çalışmalarını veya gündelik hayatlarını sürdürmelerini çok zorlaştırır.

Depresyon belirtileri

Depresyon belirtileri şizofrenili insanlarda sık görülür. Bu belirtiler bazen negatif belirtilerle karıştırılabilir. Depresyonu tanımayla ilgili öneriler bu yazının devamında verilmiştir.

Hastalığın gidişi

Şizofreni zaman içinde belirli bir yol izleme eğilimindedir. İlk veya akut devre hezeyanlar ve halüsinasyonlar gibi şiddetli psikotik belirtilerle kendini gösterir. Bundan sonra belirtilerin yatıştığı bir durağanlaşma devresi gelir. Üçüncü ya da durağan devrede belirtiler düşük bir düzeye iner ve bazen tamamen kaybolurlar. Bazı insanlar ara sıra akut belirtilerin geri geldiği alevlenmeler yaşarlar.

Şizofreni belirtilerinin ilk döneminin başlangıcı birkaç gün içinde gerçekleşebilir fakat genelde belirtiler yavaşça aylar veya yıllar içinde gelişirler. Bu süre içinde, etkilenen kişi işine, arkadaşlarına, görünümüne ve kişisel temizliğine ilgisini yitirebilir. Depresif, kaygılı ya da düşünceli olabilir.

Şizofreni belirtilerinin başlaması hasta kişide, aile ve arkadaşlarında her türden duyguları uyandırabilir. Bu durum hastalığa ait birçok inanç ve yanlış algılar yüzünden daha da şiddetlenebilir. Bazı kişiler şizofreninin çift kişilikli olma veya kişiliğin bölünmesi anlamına geldiğini düşünürler. Bu doğru değildir. Ayrıca şizofrenisi olan kişilerin saldırgan ve tehlikeli olduğuna dair bir inanç da vardır. Gerçekte şizofrenili kişilerin çoğu kendileri ve diğerlerine zarar vermezler. Ancak şizofrenili kişiler baskı altında şiddetle tepki vermeye daha fazla eğilimlidirler. Bu, bir kişi psikoz belirtileri yaşadığında olabilen bir durumdur.

Geçmişte, şizofreninin anne babanın çocuklarını yetiştirme şekli nedeniyle oluştuğuna inanılırdı. Bu kanıtlanmamıştır. Çocuğa yetersiz düzeyde bakılmasının ve çocukluğun mutsuz geçmesinin şizofreniye neden olduğuna ilişkin bilimsel bir kanıt yoktur. Ancak, artık şizofreni deneyimi olan bir kişinin aile ve arkadaşlarının, sevdikleri kişinin bir psikoz atağından j iyileşmesi de dahil olmak üzere hastalığın bazı yönlerine etki ‘ edebileceğini biliyoruz.

Şizofreni yaygın olarak yanlış anlaşılmış olan bir hastalıktır ve bu konuda birçok önyargı ve yanlış düşünce bulunmaktadır. Bu durum artık hastalığın daha iyi anlaşılması ve daha iyi tedavi seçeneklerinin bulunmasıyla değişmektedir.

Şizofreniye ne yol açar ve sorumlusu biz miyiz?

Neden bazı insanlarda şizofreni geliştiği bilinmemektedir. Hastalık birlikte etki gösteren birden fazla faktöre bağlı olabilir. Modern teknoloji araştırıcıların beyin aktivitesini araştırmasını sağlamıştır. Araştırıcılar, şizofrenili insanların beyin görüntüleriyle şizofrenisi olmayanların görüntülerini karşılaştırdıklarında şizofrenili kişilerde beynin farklı kısımlarında hafif farklılıklar olduğunu buldular. Şizofreni belirtileri olan kişilerde beyindeki nörotransmitter adı verilen doğal kimyasal habercilerin dengesinin bozulduğu düşünülmektedir. Nörotransmitterler beyin hücrelerinin birbirleriyle haberleşmesini sağlar ve etkinliklerindeki bir değişiklik beynin çalışmasını etkileyebilir. Dopamin adı verilen bir nörotransmitterin şizofrenide rolü olduğu düşünülmektedir. Bu doğal kimyasalın yüksek düzeylerde bulunması hastalığın bazı belirtilerini açıklayabilir. Daha kısa bir süre önce, araştırmalar, serotonin adı verilen başka bir nörotransmitterin aktivitesinin şizofrenili insanlarda daha düşük olduğunu göstermiştir. Şizofrenisi olan bir kişiyi incelemenin bir yöntemi beyni hatalı çalışan bir telefon santralı gibi ele almaktır. Gelen çok sayıdaki mesaj karışır ve yanlış yönlere gönderilir.

Şizofreni

-» Bir beyin hastalığıdır.

-» Düşünce süreçlerini etkileyen tedavi edilebilir bir hastalıktır.

-» Kişinin genel zihinsel durumunu inceleyen ve davranışlarını gözlemleyen doktorlar tarafından teşhis edilir.

-» İnsanların düşündüğünden daha yaygındır.

-» Herhangi bir davranışa veya bir kişinin hatasına bağlı bir sonuç DEĞİLDİR.

-» Bölünmüş bir kişilik durumu DEĞİLDİR.

-»Kötü anne babalığın yol açtığı bir durum DEĞİLDİR.

-» Beslenmeyle ilgili bir sorun DEĞİLDİR.

Anne, baba ya da kardeşlerinden birinde şizofreni olan bir kişide şizofreni gelişme olasılığı yaklaşık 10’da birdir.

Şizofreninin doğasına ait diğer bir ipucu hastalığın bazen ailelerde sürekli bulunmasıdır. Ancak bugüne dek kimse bu hastalıktan sorumlu geni bulamamıştır. Şizofreni belirtilerinin gelişme olasılığı ya da eğiliminin kalıtım yoluyla aktarılabileceğine inanılmaktadır. Anne, baba ya da kardeşlerinden birinde şizofreni olan bir kişide şizofreni gelişme olasılığı yaklaşık 10’da birdir. Ancak amca, teyze ya da kuzen hastaysa, hastalığa yakalanma şansı genel nüfusta olduğundan yüksek değildir (100’de 1).

Sonuç olarak, şizofreni biyolojik bir temeli bulunan gerçek bir ı hastalıktır. Birçok doktor şizofreninin iki önemli risk faktörü ‘ olduğunu inanmaktadır: beyin kimyasının anormal işleyişi ve kalıtım. Bu risk faktörleri, stres gibi tetikleyici faktörlerin varlığında şizofreni belirtileri gelişme yatkınlığını arttırır. Aslında stresin kendisi şizofreniye sebep olmaz, fakat hastalığı tetikleyebilir veya belirtileri ağırlaştırabilir. Şizofrenili insanlar için evde ve işte sakin, esnek ve eleştirel olmayan bir atmosfer bu yüzden önemlidir. Çalışmalar destekleyici, yargılamayan ve eleştirel olmayan aile ve arkadaşların şizofrenili kişinin iyileşmesinde çok önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Aksine, aile veya işteki gerilim veya çekişme şizofreni belirtileri için tetikleyici rol oynayabilir.

Ailelerin ne şizofreni ne de kişinin ne kadar iyileştiği konusunda bir suçları olmadığını unutulmamalıdır. Şizofreni deneyimi olan kişilerin ailelerinin çoğu suçluluk duyar. Ancak siz böyle hissetmemelisiniz, bu sizin hatanız değildir.

Daha da kötüleşir mi?

Halk arasındaki yaygın inanışın tam aksine, şiddetli şizofreni belirtilerinin ilk dönemini yaşayan kişilerin çoğu iyileşir ve bazıları (yaklaşık beşte biri) bir daha hastalanmaz. Ancak şizofreni olan çoğu kişide belirtiler tekrar ortaya çıkabilir. Ancak sadece küçük bir azınlık sürekli bakıma ihtiyaç duyar.

Şizofreni tedavi edilebilir bir hastalıktır. Şizofreni hastalarının %10-20’si tamamen düzelebilir. Hastaların %30’unda iyileşme dönemleriyle birlikte hastalık belirtileri de görülebilir. Kişinin bir psikoz atağını atlatma ve normale yakın bir yaşam sürme şansı sıklıkla yüksektir.

Sevdiğiniz bir insana şizofreni tanısı konmasını kabul etmek zor olabilir. Hastalık ve nasıl yardımcı olacağınız hakkında edinebileceğiniz kadar çok bilgi edinmek önemlidir. Hastalıktan etkilenen diğer ailelerle konuşmak, hastalığa karşı gerçekçi ve olumlu bir yaklaşım geliştirmenize yardımcı olabilir. Birçok hasta yakını düşünce ve endişelerini aynı deneyimleri yaşayan diğer insanlarla paylaşmanın kendilerine yardımcı olduğunu düşünmektedir. Olumlu kalarak ailede hastalıkla ilgilenen herkese yardımcı olabilirsiniz. Şizofreni ve belirtileriyle nasıl başa çıkılacağı konularındaki bilgilerin artmasıyla şizofrenili kişilerin genel durumu eski yıllara oranla çok daha iyi olmuştur.

Şizofrenili kişilerin genel durumu eski yıllara göre çok daha iyi olmuştur.

İlaç tedavisi hakkında neler bilmem gerekiyor?

Son yıllarda şizofreni anlayışımızda büyük gelişmeler olmuştur. Bu da şizofreni belirtilerini tedavi eden ilaçların geliştirilmesini sağlamıştır. İlaçlar psikolojik destek ve aile terapisi gibi diğer tedavi yöntemleriyle birlikte, bir kişinin iyileşmesi ve alevlenmelerin önlenmesinde önemli bir rol oynar. Çoğu kişide (yaklaşık %90) ilaç tedavisi şizofreni belirtilerini azaltılmasına yardımcı olur. Kullanılan ilaçlar antipsikotikler olarak adlandırılmaktadır. Birçok farklı antipsikotik bulunmaktadır. Beyinde hücrelerin birbirleriyle haberleşmesini sağlayan doğal kimyasal maddeler olan nörotransmitterler üzerinden etki ederler. Şizofrenide kullanılan ilaçlar bağımlılık yapmaz. İlaçlar şizofreni belirtilerini tedavi etmek ve tekrar oluşmasını (alevlenme) engellemek üzere kullanılır. Şizofreni tam olarak ortadan kalkmaz, bu nedenle ilaç tedavisi kesildiğinde belirtiler genellikle tekrar başlar. İlaç tedavisi durdurulan şizofrenili her 10 kişiden 8’inde hastalık 2 yıl içinde alevlenme yaşar. Bu oran, ilaçlarını düzenli olarak almaya devam eden 10 kişiden 2’sinde alevlenme görülmesiyle karşılaştırıldığında etkileyicidir.

İlaçlar farklı şekillerdedir: Ağız yoluyla kullanılan tabletler, günlük olarak alınan şuruplar, üç dört haftada bir yapılan enjeksiyonlar (bazıları daha sık aralıklarla yapılır). Alevlenme (belirtiler tekrar ortaya çıkar ya da kötüleşir) riski nedeniyle genellikle ilaçları yıllar boyunca, belki de sürekli olarak kullanmak gerekir.

Özellikle kendilerini iyi hissettiklerinde bazen insanlar ilaçları almaları gerekmediğini düşünebilirler. Ancak şizofrenili bir kişinin ilaçlarım bırakmaması önem taşır. İlaç tedavisi bırakılırsa belirtiler hızla tekrar ortaya çıkabilir. Yakınınıza doktor ya da psikiyatristin önerdiği ilaçları alması veya psikolojik destek gibi diğer tedavi yöntemlerine katılması konusunda yüreklendirerek yardımcı olabilirsiniz. Akraba ya da arkadaşınız ilaçla ilgili bir konuda endişe duyuyorsa ya da ilaç tedavisini bırakmayı düşünüyorsa doktoruna gidip onunla görüşmelidir.

Tedavi kesilirse belirtiler tekrar başlayabilir. Arkadaşınız ya da akrabanıza ilacını kullanması yönünde yüreklendirerek yardımcı olabilirsiniz.

İlacın yan etkileri olur mu?

Bütün ilaçlar gibi, şizofreni belirtilerini tedavi etmek için kullanılan ilaçlar da bazı insanlarda yan etkilere sebep olabilir. Bir kişi farklı tipteki ilaçlara farklı şekillerde tepki gösterebilir. Bu nedenle doktorun bir kişiye uyacak doğru tedavi tipini ve doğru dozu bulması biraz zaman alabilir. Tedavinin amacı kişinin yaşam kalitesini arttırmaktır. Bu genellikle belirtilerin kontrolü ve yan etkiler arasında kişiye en fazla uyacak dengenin kurulması anlamına gelir.

Antipsikotik ilaçların yol açabileceği yan etkiler üç gruba ayrılabilir.

Hareket bozuklukları:

-» Kaslarda gerginlik

-» Sallanma, huzursuzluk

-» Anormal istem dışı hareketler (örneğin, bacak ve kolların, dilin, ağzın ve gözlerin hareketi)

Fiziksel yan etkiler:

-»Ağız kuruması

-» Bulanık görme

-» Cilt tahrişi, kaşıntı veya güneş ışığına karşı hassasiyet

Hayat tarzını ve kalitesini etkileyen yan etkiler:

-» Baş dönmesi -» Kilo artışı

-» Uykulu olma ve uyuşukluk

-» Motivasyon kaybı ve kendini yorgun, içe dönmüş hissetmek

-» Cinsel problemler, adet düzensizliği

-» Dikkat bozukluğu ve bellek problemleri

Yan etkiler genellikle tedaviye başladıktan sonra kötüleşir ve bir iki hafta sonra iyileşme eğilimi gösterir. En sık rastlanan yan etkiler kaslarla ilişkilidir -seyirme ve sertleşme gibi – ve huzursuzluk olabilir. Kişiler, tedaviye başladıktan kısa bir süre sonra nadiren gözlerinin tek bir yöne takılı kaldığını belirtirler (okülojirik kriz). Bu genellikle kısa sürer ve ilacın dozunun ayarlanmasıyla ortadan kaldırılabilir. Ağız kuruluğu ve baş dönmesi bazı tedavilerde sık rastlanan diğer yan etkilerdendir. Bazı yan etkiler tolere edilebilir, ancak diğerleri sorun yaratabilir.

Hekim yan etkileri azaltmak için verilen ilacın miktarını değiştirmeye ya da başka bir ilaca geçmeye karar verebilir. Bazı durumlarda yan etkileri en aza indirmek için tedaviye başka bir ilaç eklenebilir. Örneğin, titreme, kas sertleşmesi ve hareket yavaşlaması oluşan bir kişiye bu yan etkileri tedavi etmek amacıyla antikolinerjik bir ilaç verilebilir.

Tedavinin en ciddi yan etkilerinden biri tardif diskinezi adı verilen durumdur. Bu durum, diğer tipte ilaçları kullanan 5 kişinin birine dek çıkan bir oranını etkiler. Uzun yıllardır antipsikotik ilaç kullanan insanlarda oluşma olasılığı daha yüksektir, ancak her zaman oluşabilir. Tardif diskinezi ağız, dudak, dil ve bazen vücudun diğer bölgelerini etkileyen, kontrol edilemeyen hareketlerle karakterizedir.

Olguların çoğunda belirtiler hafiftir ve ilacın doz ya da tipinin değiştirilmesiyle geçebilir. Nadir olarak, tardif diskinezi şiddetli ve sakat bırakıcı olabilir. Bu nedenle hareket sorunlarını takip etmek ve oluşursa doktora haber vermek önem taşır.

Fiziksel etkiler bazen başka ilaçların alınmasıyla ya da ilacın doz ya da tipinin değiştirilmesiyle ortadan kalkabilir. Tüm antipsikotikler bu yan etkilere yol açmaz, ilaç tedavisi ya da yaşam tarzı değişiklikleri bunların bazılarının aşılmasına yardımcı olabilir. Örneğin, kilo artışı daha sağlıklı bir beslenme ve düzenli egzersizle giderilebilir.

Şizofreni nedeniyle ilaç alan kişilerin belirtileri değiştiğinde bunu doktorla konuşmaları önem taşır.

Güneşte oturmaktan kaçınma (güneş ışığı duyarlılığı nedeniyle), daha fazla meyve ve sebze yeme (kabızlık için) ve tatlı bir şey emme (ağız kuruması için) yararlı olabilir. Akraba ya da arkadaşınızda bir yan etki gelişirse ya da belirtilerinde bir değişiklik olursa doktoruyla konuşması önem taşır. Konuşmadan ilaç kullanan kadınlar, doktorlarına uyguladıkları doğum kontrol yönteminin almakta oldukları ilaçlarla etkileşip etkileşmediğini sormalıdır. Ayrıca bir aile kurmak istiyorlarsa tavsiyeye ihtiyaçları olabilir çünkü hamile kalmadan önce ilaçlarını değiştirmeleri gerekebilir.

Başka ne gibi tedaviler var?

Şizofrenili insanların çoğu belirtilerini azaltmak amacıyla, sıklıkla yıllar boyu olmak üzere ilaç kullanmak zorundadırlar. Ancak bir insana yaşam kalitesini yükseltmede yardımcı olacak başka şeyler de vardır. Bunların bazılarını kendi kendine yardım teknikleri oluşturur; diğerleri ise psikolojik ya da sosyal girişimlerdir. Psikolojik eğitim ilaca yanıt vermeyen az sayıdaki insan için özellikle önem taşır.

Hastalığı anlayan profesyonellerce gerçekleştirilen aile terapisi birçok insana çok yararlı olur. Akrabaların şizofreniyi ve belirtilerin doğasını anlamalarını amaçlar. Diğer psikolojik girişimler arasında bilişsel-davranışçı terapi ve sosyal beceri eğitimi yer alır. Bunlar şizofreni hastasına belirtileriyle başa çıkma ve sosyal etkileşimlerini geliştirme konusunda yardımcı olabilirler. Bilişsel davranış terapisi kişi ve ailesine stres etkenlerinden kaçınma ya da en aza indirme ve hastalık belirtileriyle daha iyi yaşayabilme konusunda yardımcı olabilir. Bire bir temelinde gerçekleştirilen (bireysel psikoterapi) özel teknikler insanlara gerilimi azaltma ve konsantrasyonu arttırmanın yanı sıra ‘seslerle’ ya da hezeyanlarla başa çıkmalarında yardımcı olabilir.

Zor durumlarla nasıl başa çıkarım?

Şizofrenisi olan bir kişiyle yaşamak zorlayıcı bir durum olabilir. Belirtiler size tuhaf gelen şekillerde davranmalarına yol açabilir. Bütün gün yatakta yatmak isteyebilirler ya da kendilerine ve diğer insanlara karşı ilgisiz olabilirler.

Şizofreni hastaları genellikle eleştiri ve diğer şekillerde duygu ifadelerine (örn., düşmanlık ve aşırı koruma) çok duyarlıdırlar. Akraba ya da arkadaşınıza zor durumlara girmekten kaçınarak yardımcı olabilirsiniz. Sakin, arkadaşça ve cesaretlendirici bir ortam sevdiğiniz insanın daha iyi olmasına yardımcı olabilir.

Şizofreni hastalarının depresyona girme riski vardır. Hastalığın ciddi doğası nedeniyle geleceğe yönelik ümitleri ve beklentileri değişebilir. Hastalık nedeniyle kaybettikleri bir iş, kazanamadıkları vasıflar veya biten ilişkiler için yas tutabilirler.

Şizofrenili insanların yaklaşık %30’u depresyona girer. Depresyon belirtilerini takip etmeniz yararlı olur:

-» Kötü ve mutsuz görünmek

-» Gündelik etkinliklere katılmayı istememek

-» Uyku alışkanlığında değişiklik -» Beslenme alışkanlığında değişiklik

-» Kendine verdiği değeri kaybetmek

-» Kendini ihmal etmek ve temizliğine önem vermemek

-» Daha çok içki içmek.

Akraba ya da arkadaşınızın depresyona girdiğinden şüpheleniyorsanız, onu doktoru ya da başka bir sağlık görevlisini gör-

meşini sağlamanız önem taşır. Psikolojik destek veya anti-depresan tedavi sıklıkla yardımcı olur.

İş veya evdeki gerilim da strese yol açabilir. Araştırmalar aile ortamının şizofreni hastasında alevlenme riskine önemli katkısı olduğunu göstermiştir. Düşmanlık, eleştirellik ve duygusal olarak aşırı ilgilenme kaçınılması gereken önemli noktalar gibi görünmektedir. Bu konu bir başka bölümde ayrıntılı olarak tartışılmıştır (bkz. Pozitif sonuçlar-nasıl yardımcı olabilirsiniz ve Şizofreniyle başa çıkmak).

Bir kriz olursa kendinizi suçlamayın. Her şeyi öngöremezsiniz. Sorunla karşılaştığınız zaman mümkün olduğunca sakin şekilde başa çıkmaya çalışın.

Aileler şizofrenili kişilerin başarıyla iyileşmesi ve rehabilitasyonunda önemli bir role sahip olabilir.

Nasıl yardım edebilirim?

Aile ve arkadaşlar şizofrenili kişilerin iyileşmesi ve rehabilitasyonunda önemli bir role sahip olabilir. Bu, özellikle kişinin kendisini daha iyi hissetmeye başladığı hastalık durağan döneminde önem taşır. Burada yardımcı olabileceğiniz tüm yolları sıralamak olası değil, ancak doktorunuz size daha fazla bilgi verebilir, ayrıca zamanla kendiniz de başka yollar keşfedeceksiniz. Birincisi, şizofreniyle yaşamanın bir kısmı olan iniş çıkışları öngörmeye ve onlara uyum sağlamaya çalışın.

Şizofrenili insanların aileleriyle yapılan araştırmalar sakin, ‘huzurlu bir ortamın hasta kişinin iyileşmesi ve iyi kalmasında’ majör bir faktör olabildiğini göstermiştir. Ancak bu kötü bir aile ortamının şizofreniye neden olduğu anlamına gelmez.

Bazen şizofreni hastaları bazı şeyleri kendileri yapma konusunda sorumluluk almayı güç bulurlar.

Şizofrenili kişinin güvenini tekrar kazanması ve bağımsız bir yaşam sürmesi için cesaretlendirilmesi önemlidir.

Aile ve arkadaşlar sevdikleri insana destek vererek ve becerilerini tekrar kazanması için onu cesaretlendirerek yardımcı olabilirler. Olumsuz ve eleştirel olmak yerine, olumlu olmaya ve akraba ya da arkadaşınızın çabalarını desteklemeye çalışın. Olayları adım, adım ele almak önem taşır – ufak ve basamaklı gelişmeleri desteklemek en iyisidir.

Bazı aileler için bu ayrı yaşamak anlamına gelir. Bir erişkini evinden ayrı yaşama konusunda cesaretlendirmek reddetmek değil, sevgi dolu pozitif bir davranıştır. Şizofrenili bir kişi için bu bağımsızlığa atılan ilk adım olabilir. Bazen kişinin kiranın, faturaların, vb. ödenmesi gibi ekonomik konularda ve evin temiz tutulması gibi genel ev işlerinde yardıma gereksinimi olabilir.

Aynı zamanda alevlenme belirtilerini de takip edin. Alevlenmeler aniden oluşabilir, ancak genellikle uyarıcı belirtileri bulunur:

-» Normal faaliyetlerden kaçınma

-» Karışık veya dağınık konuşma

-» Kişisel bakımını ihmal etme

Alevlenmenin en sık görülen iki nedeni stres ve ilaçların kesilmesidir, ancak bazen alevlenmeler belirgin bir neden olmaksızın birdenbire oluşabilir. Bu durumda şizofrenili bir kişiye yardımcı olmanın en önemli yollarından biri ilaçlarını hekiminin önerdiği gibi alması, psikolojik eğitim desteğinin avantajlarından faydalanması ve doktoruyla olan takip randevularına uyması konularında cesaretlendirmektir. Ayrıca:

-> Olumlu ve destekleyici olun

-> Destek ve bakımı sevgiyle sağlayın

-> Arkadaşınıza ya da akrabanıza gerçekçi amaçlar belirlemesinde yardımcı olun

-> Alevlenme belirtilerine dikkat edin.

Nasıl daha fazla bilgi edinebilirim?

Şizofreni ve tedavisi konusunda mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeniz yardımcı olacaktır. Ne yazık ki şizofreni konusunda yanlış algılama ve fikirleri bulunan çok fazla insan vardır; bu da bu hastalığa ait damgalamanın ağır olmasına neden olmuştur. Şizofreni ve tedavileri konusunda giderek daha fazla bilgimiz oldukça bu durum değişecektir. Bilgi, öneri ve destek şizofreni gibi ciddi bir hastalıkla daha kolay ilgilenilmesini sağlayabilir. Doktorunuz ve tedavi ekibindeki diğer kişilerle konuşarak hastalık ve tedavisi konusunda daha fazla bilgi edinebilmelisiniz. Yalnız olmadığınızı bilmeniz yardımcı olur. Kendinizi yalnız hissetmemelisiniz ya da birileriyle deneyimlerinizi paylaşabilmelisiniz. Hekiminiz ulusal ya da yerel şizofreni destek gruplarının iletişim adreslerini size vermeli ya da hastalıktan etkilenen başka ailelerle temasa geçmenizi sağlamalıdır.

Pek çok aile yerel bir destek grubuna katılmanın yarar sağladığını saptamıştır. Bunlar deneyimlerinizi başkalarıyla paylaşmanın yanı sıra pratik öneriler ve bilgi alınmasında da faydalı olabilir.

Gelecek nasıl olacak?

Şizofreni deneyimi olan kişileri gelecekte ne beklediğini öngörmek imkansızdır, ancak bugün gelecek konusunda daha umutlu olmak için daha fazla nedenimiz var. Şizofreni gittikçe daha iyi anlaşılmakta ve böylece toplum içinde tam bir hayat sürdürmeleri için daha çok insana yardım eden yeni ve daha etkili tedaviler geliştirilmektedir. Herkes düzelme ve belki iyileşme konusunda hem gerçekçi hem de iyimser beklentilere girebilir.

Şizofreni genellikle zekayı etkilemese de, konsantrasyonu etkileyebilir. Bu faktörler, konsantrasyon sorunları, sosyal damga ile birlikte şizofrenili insanlar için bulunan iş imkanlarını sınırlandırmaktadır. Yine de bu tip hastalığı olan insanlar için iş programları arttığından, durum düzelmektedir.

-» Hasta kişinin yanı sıra kendi gereksinimlerinizi de karşılıyor musunuz?

-» Şizofreni konusunda gerek duyduğunuz tüm bilgilere sahip misiniz? Doktorunuza sormak istediğiniz bir soru var mı? Bunları unutmadan not edin.

Aşağıdakiler şizofreni ile birlikte yaşamayı öğrenmeniz içim şart olan konulardır.

-» Teşhisi kabul etmek ve hayat tarzında gerekli olan değişiklikleri gerçekleştirmek için zaman.

-» Hastalığı iyice anlamak.

-» Benzer güç durumlarla karşı karşıya kalan diğer kişilerden destek görmek.

Kendiniz ve ailenin diğer üyeleri için vakit bulmaya çalışın. Arkadaşınıza ya da akrabanıza yardımcı olmanın en iyi yolu güçlü, sakin kalmak ve kendinizi gevşetmektir. Kendi ilgi alanlarınıza vakit ayırdığınız için suçluluk duymayın. Ne olursa olsun yalnız değilsiniz. Birçok aile benzer deneyimleri olan diğerleriyle konuşmanın yardımcı olduğunu saptamıştır. Yerel destek grubunuz ya da tedavi ekibi sizle aynı endişe ve sıkıntılara sahip birilerini bulabilir.

Beklentilerin ve Standartların yükseltilmesi

Şizofreni ya da bu durumun akraba ya da arkadaşınızın geleceğini nasıl etkileyeceği konusunda birçok sorunuz olabilir.

Bu kitapçık, şizofreni deneyimi olan insanlar ve onların yakınlarının yardımıyla hazırlanmıştır. Bu kitapçıkta verilen bilgilerin şizofreniyi ve bu hastalığı bulunan bir kişiye nasıl yardımcı olabileceğini daha iyi anlamanızı sağlayacağını umarız.

Ciddi bir hastalıkla yaşamayı öğrenmek cesaret ve sürekli çaba göstermeyi gerektirir. Şizofreni belirtileri olan hastaların kendi yaşamları konusunda nazikçe cesaretlendirilmesi ve bu konuda yoğun bir çaba gösterilmesi gerekir. Şizofreni belirtileri olan kişiler sıklıkla eleştiriye duyarlıdır ve özgüvenleri zedelenebileceği için en ufak bir iş için bile manevi açıdan desteklenmeleri ve övülmeleri gerekli olabilmektedir.

Şizofrenisi olan bazı hastalarda doktorların negatif belirtiler olarak adlandırdığı belirtiler oluşur. Negatif belirtiler eskiden hoşlanılan etkinliklere karşı genel enerji, motivasyon ve coşku kaybıyla başka insanlarla bir arada olmak istememeyi (sosyal çekilmeyi) içerir. Bu belirtiler ‘sesler’ gibi diğer belirtiler azaldıktan ya da kaybolduktan sonra bile devam edebilir.

Negatif belirtilerin hastalık belirtileri olduğu, tembellik ya da bencillikten kaynaklanmadığını unutmayalım.

Bazı şizofrenili insanlarda negatif belirtilerin bir sonucu olarak, hastalıklarına karşı pasif bir tavır gelişebilir. Kendi sağlıklarını düzeltme konusunda sorumluluk üstlenmeyi güç bulabilirler. Bu tavır aileleri ve arkadaşları için çok yıpratıcı olabilir. Hasta bir kişiye kendi fiziksel ve akıl sağlığında bir fark yaratabileceğini anlamasına yardımcı olmak bir dönüm noktası olabilir.

  1. Arkadaşınız ya da akrabanızın pasif tutumu ya da işbirliği içine girmemesi üzerine odaklanmamaya çalışın. Buna örnek olarak ev işlerine yardımcı olmamasını verebiliriz. Bu rahatsız edici olabilir ve anlamakta zorluk çekilebilir, ama bu tip davranış tembellik ya da bencillik değil, hastalığın sık rastlanan bir özelliğidir.

Sevdiğiniz kişinin yapmayı sevdiği şeyleri düşünmeye çalışın. Belki yakında yaşayan bir aile üyesini ziyaret etmek, spor yapmak ya da köpeği dışarıda yürümeye çıkarmaktan hoşlanabilir. Diğer işleri yapmazken bu etkinliklerden ne elde edebilir? Belki de akraba ya da arkadaşınız sevdiği aile üyesi, hatta evde baktığınız kedi-köpekle kendisini çok sakinleşmiş hissediyordur. Onları yapmaktan hoşlandığı ya da eskiden hoşuna giden etkinlikleri gerçekleştirmesi için nazik ve destekleyici bir şekilde teşvik edin. Ayrıca kişinin yeni ilgi alanları geliştirmeyi tercih edebileceğini bilin. Hasta olan kişi eşinizse belki birlikte yapabileceğiniz bir aktivite bulabilirsiniz. Sürekli olarak söylenmek aile içi gerilimi arttırabilir ve pek yararı olmaz – migren gibi diğer hastalıklarda olduğu gibi gerilim, şizofreni belirtilerini tetikleyebilir ya da kötüleştirebilir.

Herkes kendi hızında ilerler – yakınınızı daha hızlı olması için zorlamayın.

Bazı insanlar sevdiği bir aile üyesinin, hatta evde bakılan kedi-köpeğin yanında kendisini çok sakinleşmiş hissedebilir.

  1. Ufak adımlarla değişim olmasını teşvik etmeye çalışın. En küçük başarıyı bile ödüllendirin. Aşağıda bazı öneriler yer almaktadır:

-» Akraba ya da arkadaşınız dışarıya çıkmak istiyor, ancak gürültülü ortamlarda geriliyorsa, sessiz yerlere seyahat etmeyi planlayın.

-» Akraba ya da arkadaşınız dışarıya çıkmaya alışkın değilse, ufak basamaklarla ilerleyin. Yakındaki bir park ya da dükkanlara yürümekle başlayın, sonra arabayla bir yerlere ya da kafeteryalara gitmek gibi daha büyük adımlar atın.

-» Akraba ya da arkadaşınızı kendi bakımı konusunda sorumluluk almaya ne yaptığınızı açıklayarak teşvik edin. Ona temiz giysiler bırakacağınızı, ancak o gün neyi giyip, giymeyeceğine kendisinin karar vereceğini söyleyin. Kendi görünümü konusuna daha fazla ilgi gösteriyorsa, iltifat ve teşvik edin. Temiz ve tertipli görünme konusunda çaba gösteriyorsa ona ne kadar iyi göründüğünü söyleyin.

-» Akraba ya da arkadaşınız aile yemeklerine katılmaktan hoşlanmıyorsa, onu kendi gıdaları ve beslenmesinin sorumluluğunu almaya teşvik edin. Kendi rutinini geliştirmesine yardımcı olun. Akraba ya da arkadaşınız dışarı çıkmak ve yemek için alışveriş yapmak istiyorsa ama gözünü korkutuyorsa yakındaki dükkanlara beraber gitmeyi teklif edin.

-» Ev işleri ya da dışarı çıkmak gibi paylaşılabilecek etkinlikleri düşünün. Büyük işlere küçük adımlarla ilerleyin. Günlük aktivite merkezine gitmek istiyor, ancak oraya gitmeyi zor buluyorsa gidişi basamaklandırın. Gidilebilecek en uygun zamanı ve çıkabilecek sorunları düşünün. Başlangıçta akraba ya da arkadaşınızla bir deneme yolculuğu gerçekleştirin ve ilk ziyarette ona I eşlik edin. Ona hazır olduğunu hissettikçe daha fazla bağımsızlık tanıyın.

-» Uzun zamanlı bir plan yaparak işe ya da okula dönmesine yardımcı olun. Kişi gönüllü bir işe başlayabilir ya da yerel bir okula devam edebilir.

Bunların üstesinden kolayca gelebilirse yarım zamanlı bir iş ya da ileri eğitim gibi daha büyük işlere girişebilir.

-» Bazı şizofrenili insanların gürültü ve aşırı uyarıya çok duyarlı olabileceğini bilin.

Ancak, akraba ya da arkadaşınız konuşmak istemese bile ona eşlik etmenizi takdir edebilir. İskambil oynamayı ya da birlikte bir kitap okumayı düşünün.

Sosyal aktiviteleri desteklemek önem taşısa da herkesin kendisine zaman ayırmaya ihtiyacı vardır.

Şizofrenili insanlara zaman ve kendisine ayrılan bir alan sağlayın.

Akraba ya da arkadaşınıza bir şeyler yapması için çok baskı yapmayın.

Şizofrenili insanlar gerilime çok duyarlıdır ve stres belirtileri tetikleye-bilir ya da kötüleştirebilir.

Aşırı koruyucu olmak da yarar sağlamaz,

Çünkü birisi için her şeyi yapmak bağımsızlığını kaybetmesine yol açar.

Yaşamınızın akraba ya da arkadaşınızın gereksinimleriyle yönetilmesine izin vermeyin.

Kendi ilgi alanlarınız, arkadaşlarınız ve kişisel gereksinimleriniz için kendinize zaman ayırdığınızdan emin olun.

Yardım etme yolları -Kısır döngünün kırılması

Şizofrenili insanlar bir kısır döngü içinde takılıp kalabilirler. Uyku alışkanlığındaki değişiklikler, gün boyunca uyuma ve ailenin diğer üyelerini gece uyanık tutma gibi toplumsallıkla bağdaşmayan davranışlara yol açabilir. Kişi iş ya da eğitimine ara vermeyi düşünüyorsa sabah erkenden kalkma zorunluluğu hissetmesi için pek bir nedeni kalmadığını düşünebilir. Giderek daha eylemsiz hale gelebilir. Psikotik bir dönemin farklı dönemlerini anlamanız hasta kişiyle ilişkilerinize yardımcı olabilir. Şizofreni belirtilerinin akut dönemi ve bunu izleyen nekahet evresi esnasında en iyi yardımı hastanızın dinlenebileceği ve gerek duyduğu alanın bulunduğu sakin, huzurlu bir ortam sağlayarak yapabilirsiniz.

Eylemsizlik, kırılması güç bir alışkanlık haline gelebilir.

Dinlenme dönemi kişinin şizofreni belirtilerinin şiddetli olduğu akut dönemden iyileşmesinden sonra son derece önemli olabilir. Bununla birlikte, eylemsizlik çok uzun sürerse kırılması güç bir alışkanlık haline gelebilir. Bu dönem, şizofrenili kişilerin hastalıktan önceki becerilerini geri kazanmak ya da yeni beceriler edinmek için daha aktif olmaları konusunda en fazla teşvik edilmeleri gereken dönemdir.

Hastalanan kişinin günlük etkinliklerine dönmelerine yardımcı olunması son derece önemlidir. Bu, onun günlük aktivitelere tekrar dönmesini sağlar.

-» Akraba ya da arkadaşınızı her gün aynı saatte kalkmaya teşvik edin. En uygun saat herkesin kalktığı sabah saatleridir. Günlük basit aktiviteleri ya da hedefleri önceden planlamaya yardımcı olabilir. Siz, kardeş ya da çocuklar okula işe gitmeden kahvaltı saatinde birlikte olmak gibi basit bir hedef belirlemek bile yardımcı olabilir.

-» Düzenli yemek saatleri ve alışkanlıkları teşvik edin.

-» Akraba ya da arkadaşınıza kahvaltı gibi ilaçlarını alacağı zamanı belirleme konusunda yardımcı olun. O konuda anlaşabilirseniz ilacı alıp almadığını kontrol edebileceği ya da hatırlayacağı bir gereç verin. Bazen görülebilecek bir yere bırakılan bir not faydalı olur.

Gün içinde yapılacak özel işler yönlendirici ve amaç edindirici olmaktadır. Bu aktiviteler kişiye özel olabilmekle birlikte, şu şekilde de sıralanabilir:

-» Ücretli iş – yeni ya da önceden var olan -» Gönüllü bir işte çalışmak -» Okula gitmek

-» Günlük tedavi merkezine gitmek -» Ev işleri yapmak -» Sosyal etkinliklere katılmak -» Hasta derneğine devam etmek

Akraba ya da arkadaşınız için uygun olabilecek öneriler konusunda tedavi ekibine danışın. Hasta kişiye ne yapmak istediğini sorun. Onun istek ve gereksinimlerine saygı duyun. Akrabanıza hazır olmadığı konularda baskı yapmak yarar sağlamaz ve çatışma ya da gerilim yaratabilir. Eleştirel davranmak yerine olumlu ve destekleyici olmaya çalışın.

Arkadaşınıza ya da akrabanıza dilediği gibi değerlendireceği serbest zaman ve alan sağlamak da önemlidir. Aşırı ilgili ya da aşırı koruyucu olmak, uzun süreçte yarar sağlamayacağı gibi, bireyin bağımsızlık kazanmasını da önleyecektir.

Son olarak, aile yaşamı, hasta olan kişinin durumuna göre düzenlenmemelidir. Kendi gereksinimlerinizi göz ardı etmediğinizden emin olun.

Tedavi planının desteklenmesi

Akraba ya da arkadaşınıza hedef planı yaparak yardımcı olabilirsiniz. Bu güçlü olduğu yönleri, sorunlu konuları ve bu sorunları çözmek için neler yapılabileceği konuları hakkında düşünmeyi içerir.

Hedef planı aşağıdakileri içerir:

-» Kişinin güçlü yönleri, özel yetenek ve becerilerini düşünme.

-» Değiştirilecek alanları belirleme.

-» Uygun hedefleri ve gereksinimleri saptama.

-» Her bir hedefi küçük, gerçekleştirilebilir basamaklara bölme.

-» Her bir basamakta ne yapılacağını planlama.

-» Gelişme ve hedefleri düzenli olarak gözden geçirme (Hedef Planı’na bakınız.)

Hedef planı örneği

Güçlü yönleri

  • Bazı ev işlerini yapma konusunda istekli ve bunları gerçekleştirebiliyor.

Sorunlar ya da değiştirilmesi gerekenler

  • Zamanının çok büyük bir bölümünü hiçbir şey yapmadan geçiriyor.
  • Arkadaşı yok.
  • Yalnız dışarı çıkmaktan kaçınıyor.

Gereksinimler

  • Aktivite düzeylerini artırmak.
  • İnsan içine çıkarmak.
  • Daha sık dışarı çıkarmak.

Hedefler

Birinci ay

Şehrin başka bir yerinde oturan bir arkadaşı ziyaret etmek.

İlk defasında eşlik edilecek, ikinci gidişte tek başına gidecek.

İkinci ay

Aynı sorunları bulunan insanların gittiği bir kulübe ya da derneğe kaydolmak.

Tedavi ekibinden ya da yerel sosyal hizmet bürosundan en yakın grubun nerede ve ne zaman toplanacağını öğrenin. Arkadaşınızı ya da akrabanızı buraya gitmeye teşvik edin ve ilk gidişte kendisine eşlik edin.

Ulaşılan hedefler

Arkadaşını iki kez yalnız ziyaret etti.

  1. ay

Destek grubunun toplantısına benimle birlikte katıldı.

Kullanacağınız hedef planı Güçlü yönleri

__________________________________________________________________________

Sorunlar ya da değiştirilmesi gerekenler

__________________________________________________________________________

Gereksinimler

__________________________________________________________________________

Hedefler

__________________________________________________________________________

Birinci ay

__________________________________________________________________________

 

Ulaşılan hedefler

  1. Ay

__________________________________________________________________________

  1. Ay

__________________________________________________________________________

Bu çok büyük bir iş gibi görülebilir, bunun için ufak başmaklarla halledin. Küçük de olsa her bir hedefi bir dizi basamağa ayırmak iki nedenden ötürü önem taşır. Şizofrenili insanlar çoğunlukla bir işe konsantre olma ve net düşünme konusunda güçlük çekerler, bu nedenle küçük görevlerle daha kolay başa çıkabilirler. Ayrıca büyük bir hedefe doğru küçük adımların atılmasıyla kişiyi baskı altına sokma ve böylece hastalığın nüksetme riski daha düşük olmaktadır. Doktorunuz size ve akrabanıza hedef belirleme ve aktiviteleri planlama konusunda yardımcı olacaktır. Sizin şizofrenili kişiyle ilgilenen eki­bin bir parçası olduğunuzu unutmayın; özel sorumluluk alanlarınız olsa da ekip birlikte çalışmalıdır.

Tedavi ekibinin bilinmesi

Çoğu şizofreni hastası bir tedavi ekibi tarafından izlenir. Bu kişilere tedavi ekibi adı verilir. Tedaviye devam edilmesi, aile desteği ve gündüz bakımının bir dereceye kadar sağlanması gereklidir. Bir kişi için uygun tedavi planı tedavi ekibi tarafından belirlenir. Tedavi ekibinde şu elemanlar bulunabilir:

-» Bir psikiyatri uzmanı

-» Bir sosyal çalışmacı

-» Bir psikiyatri hemşiresi

-» Bir psikolog

Herkes aynı tip yardım ve desteğe gereksinim duymaz, bu nedenle her bireyin gereksinimlerine göre genel bir tedavi planı geliştirilecektir. Bunlar aşağıdakileri içerebilir:

-» Günlük bakım ve rehabilitasyon programları

Şizofrenili kişilerin buluşacakları ve sosyal ve mesleki beceriler edinebilecekleri etkinlikler. Psikolojik eğitim – hastalık ve tedavisini daha fazla anlamak ve kişiyi belirtilerinin tedavisinde daha fazla sorumluluk almaya teşvik eder.

-» Sosyal beceri eğitimi – kişinin özbakım, özgüven, beceri ve ilişkilerini geliştirmelerini hedefler.

-» Bilişsel davranış terapisi – stresle başa çıkılması ve yaşamlarını şizofreniyle sürdürürken karşılaşacakları sorunlarla başa çıkabilmesine yardımcı olunması için becerilerin geliştirilmesine yönelik eğitim, öneri ve yönlendirme. -» Danışmanlık – günlük sorunlar ve endişelerin konuşulması.

İlaç tedavisini sürdürme.

Sizin ve arkadaşınız ya da akrabanızın tedavi ekibinin tüm üyeleriyle iyi ilişkiler kurması önemlidir. Onlar, akrabanıza yardım etmek için orada bulunmaktadır ve öneri ya da bilgi alabileceğiniz değerli bir kaynak olabilirler. Yardım istemekten çekinmeyin.

Hastalıkla ilgili olarak ne kadar fazla şey öğrenirseniz, onunla başa çıkmanız o denli kolay olur. Sormak istediğiniz sorulan bu kitapçığın arkasındaki boşluklara not edin.

Evdeki gerilimin azaltılması

Şizofrenili bir kişiyle yaşamak herkes için bir gerginlik kaynağı olabilir. Size değişik ve anlaşılmaz gelen davranışları anlamak güç olabilmektedir. Bazı şizofrenili kişiler dış görünüşlerine ve kişisel temizliklerine önem vermezler. Bazen düşmanca ve öfkeli bir tutum takınabilirler. Ciddi bir hastalıkla ilgilenmek ailedeki herkesi etkiler. Alışkanlıklar, ilişkiler ve aileleri zedeleyebilir. Aşırı gerilimin hiç kimseye yararı olmaz ve şizofrenili kişilerde belirtileri kötüleştirebilir, hatta hastalığın alevlenmesini tetikleyebilir. Gerilim yaratan durumları saptamayı öğrenmek ve bunlarla başa çıkmaya çalışmak önemlidir.

Yapılan araştırmalar aile içi atmosferin, şizofreninin gidişi üzerinde belirgin bir etkisi bulunduğunu göstermiştir. Bu, ı hastalığın ortaya çıkmasından ailenin suçlu olduğu anlamına gelmez. Bazı akrabalar hastaya karşı aşırı koruyucu bir tutum içine girmekte ve ilgi ve dikkatleriyle hastayı boğmaktadırlar.

Bazıları da öfkelerini ve eleştirilerini dizginlemekte zorluk çekmektedir. Her iki durumda da aile büyük olasılıkla iyi niyet taşımakta ve davranışlarının gerilime neden olabileceğini anlamamaktadır.

Bu tip davranışlar dışa vurulan duygular olarak tanımlanır. Araştırıcılar, ailelerdeki dışa vurulan duyguların yüksek olmasının nüks nedeni olabileceğini belirlemişlerdir.

Aileler ve bakım veren diğer kişiler evde çatışmadan kaçınarak hastaya yardımcı olabilirler. Bunu yapmanın iyi bir şekli de arkadaşınıza ya da akrabanıza destekleyici bir ortam içinde olası olduğunca fazla kendine ait yer ve kişisel özgürlük sağlamaktan geçmektedir.

Aşağıdaki saptamalar yardımcı olabilir:

-» Yargılayıcı yorumlar yapmaktan kaçının. Arkadaşınız ya da akrabanızın tutumunun sizi tatmin etmediğini söylemek ya da onu eleştirmek gereksinimi duyuyorsanız, bunu sevgi dolu ve yapıcı bir biçimde gerçekleştirin. Ses tonunuz da önemlidir.

Açık, kısa ve tutarlı cümlelerle konuşun.

-» Sakin ve soğukkanlı olun, aile içindeki sorunları sakin bir biçimde çözün.

Aile ortamının güvenli, destekleyici, hoşgörülü ve benimseyici olması arkadaşınıza ya da akrabanıza en uygun nekahet şansını verecektir. Tabii ki, hiçbir aile sürekli olarak bu şekilde kalmaz. Mükemmel olmak için kendinizi aşırı zorlamayın. Bazen belli bir neden olmaksızın kendiliğinden nüks oluşur.

Şimdi, evdeki gerilimi azaltmanın yollarını planlayın. Kendiniz için haftalık hedef belirleyin. Örneğin eleştirel bir yorum yapmaktan kaçınıp, olumlu bir davranışı övebilirsiniz. Bunun için şöyle bir hedef saptanabilir:

‘Yalçın odasını yine dağınık bırakırsa sinirlenmeyeceğim ama kirli giysilerini kirli çamaşır sepetine koyduğunda onun bu davranışını öveceğim.’

Bu şekilde davranmanın yarar sağlayacağını düşünüyorsanız, şizofrenili kişiden de stres günlüğü tutmasını isteyin. Bu şekilde, belirtilerini tetikleyen ya da kötüleştirebilen stres belirtilerini önceden saptamasına yardımcı olabilir. Stresle başa çıkmaya yönelik tekniklere ilişkin tedavi ekibinin tavsiyelerine başvurun.

İlaç kullanmaya devam etme konusunda nasıl yardımcı olabilirsiniz

Şizofreni hastalarının çoğuna bazı belirtileri kontrol edebilmek veya bu belirtilerin tekrar ortaya çıkmasını önlemek için ilaç verilir.

Bu bölüm, ilacın nasıl bir etki gösterdiğini ve şizofreninin kontrolünde nasıl etkili olduğunu anlamanıza yardımcı olacaktır.

İlaçlar neden gerekli ve önemli

Şizofrenili kişinin akrabaları, arkadaşlar veya eşi onu ilacını kullanmaya teşvik ederek iyi halini korumasını sağlayabilir ve böylece belirtilerin tekrarlaması veya ağırlaşmasının önlenmesine yardımcı olabilir.

Psikotik belirtiler manik depresyon gibi başka hastalıklarda da ortaya çıkabilirler. LSD gibi maddeleri kullanan insanlarda da psikotik belirtiler görülebilir. Şizofreni doktorların belli anahtar semptom ve davranışların görüldüğü psikoz dönemleri geçiren insanlara koyduğu bir tanıdır. Bir şizofreni dönemi geçiren insanların bazılarında bu durum bir daha hiç tekrarlamazken, çoğunda belirtiler zaman zaman yeniden ortaya çıkar. Yukarıda belirtildiği gibi tedavi risklerin belirgin biçimde azalmasına yardımcı olur. Şizofreni deneyimi olan insanlarda belirtiler tedaviye rağmen daha hafif şekilde devam edebilir, ayrıca çoğu insanda da konsantrasyon ve motivasyon sorunu bulunur.

Şizofrenili çoğu insan ilaç kullanmak zorundadır. Bu tedavinin amacı, alevlenme döneminde belirtileri azaltmak, belirtiler iyileştiğinde ise, kötüleşmeyi veya yeni alevlenmelerin ortaya çıkmasını önlemektir, ilaç tedavisi şizofreniyi tamamen ortadan kaldırmayacaktır, ancak insanların belirtilerinin üstesinden gelmelerine yardımcı olabilir.

Antipsikotik ilaçlar iki nedenle kullanılır:

-» Şizofreni belirtilerini azaltmak

-» Kişiye iyi durumunu korumada yardımcı olmak ve belirtilerin kötüleşmesini veya tekrarlamasını önlemek (bu idame tedavisi olarak bilinir.)

İlaç niçin düzenli kullanılmalıdır

Doktorun hasta için doğru ilacı bulması zaman alabilir. Bunun nedeni her bireyin ilaçlara farklı yanıt verebilmesidir. Doğru ilaç ve doz bulunduğunda, istendiği gibi gidip gitmediğinden emin olmak amacıyla tedavi düzenli olarak kontrol edilir.

Antipsikotikler:

Gerçekler

-» Antipsikotik ilaçlar şizofreni ve psikotik belirtilerin bulunduğu diğer durumların tedavisinde kullanılırlar

-» Ağızdan veya enjeksiyon şeklinde kullanılırlar

-» Antipsikotik ilaçlar reçeteyi yazan doktorun tavsiye ettiği şekilde kullanılmalıdır

-» Acil durumlarda çabuk etkili enjeksiyonlar kullanılır. Uzun etkili ya da depo enjeksiyonlar bir-dört hafta arayla verilebilir

-» Antipsikotik kullanan bazı insanlarda yan etkiler görülür. Bunlar her zaman doktora bildirilmelidir. Yan etkilerin şiddetini, dozu düşürerek veya başka bir ilaca geçerek azaltmak mümkündür

-» Tıbbi tavsiyeye karşı antipsikotik ilaç alımının bırakılması tavsiye edilmez ve potansiyel olarak tehlikelidir. Bu belirtilerde şiddetli bir alevlenmeye yol açabilir

-» İlaç tedavisi ile ilgili herhangi bir kaygı mutlaka doktorla konuşulmalıdır

Belirtiler iyileştikten sonra, aynı ilaç belirtilerin tekrar ortaya çıkmasını veya ağırlaşmasını önlemek amacıyla kullanılır.

Araştırmalar şizofrenili insanların ilaç tedavisinin yanı sıra diğer tedavi biçimlerinden de yararlandıklarını göstermiştir.

Sosyal beceri eğitimi, öğrenim ve mesleki yardım gibi uygulamalar insanların şizofreninin etkilerinden kurtulup daha önceki becerilerini kazanmalarına yardımcı olmaktadır. Bu tedavilerin hepsi kişinin yaşam kalitesinde ve sağlığında olumlu değişikler sağlayabilir. Gerçekte, en iyi sonuçlar ilaç tedavisi ve bu tür tedaviler birlikte uygulandığında elde edilmektedir. Akrabanızı veya arkadaşınızı doktor tarafından önerilen bir psikolojik eğitim tedavisine devam etmesi için teşvik etmeniz önemlidir.

Yardımcı olmanızı sağlayacak pratik yöntemler şunlardır:

-» Randevu ve görüşme zamanlarını nazikçe hatırlatma

-» Bir randevudan sonra o insanın hoşlanacağı bir sosyal etkinliğe katılmasını önerme -» Eğer yalnız gitmekten hoşlanmıyorsa randevuya veya görüşmeye birlikte gitmeyi önerme

Yan etkilerle mücadele

Diğer ilaçların çoğu gibi şizofreni belirtilerini azaltmakta kullanılan ilaçların da yan etkileri vardır. Bu etkilerden bazıları kişi ilaçları almaya başladığında oldukça şiddetlidir ama bir veya iki hafta içinde azalır. Yan etkiler kişinin ilacı bırakmasına yol açabileceğinden bu konuda dikkatli olmak önemlidir. Yan etkiler konusunda yardımcı olunabilir ve bunlar mutlaka doktorla görüşülmelidir. Birçok insan için, kimi yan etkiler tedavinin yararları yani iyi hissetmek ve iyi kalabilmek için ödenmesi gereken küçük bir bedeldir.

İlaca bağlı tüm yan etkiler mutlaka doktora bildirilmelidir.

İlaca yönelik tutumları anlamak

Hiç kimse hastalığı nedeniyle tablet yutmaktan veya iğne olmaktan hoşlanmaz. Özellikle de kendinizi daha iyi hissetme- , ye başladığınızda, ilaç almayı unutmamak güç olabilir, ilaç kullanma konusundaki kendi tutumunuzu hatırlayın. İçimizden kaç kişi kendisini daha iyi hissettiğinde ve artık gereksinim duymadığını düşündüğünde örneğin antibiyotik gibi bir ilacı almayı unutmamıştır ki? İnsanlar çeşitli nedenlerle ilaç alımı konusunda isteksiz davranırlar.

Şizofrenili insanların bazıları hasta olduklarını kabul etmez. Hastalığın bu şekilde reddine içgörü yoksunluğu denir ve bu üstesinden gelinmesi en zor durumlardan biridir. Bu şizofrenili kişinin tedavide işbirliği yapmayı reddetmesine veya ilaç alımını tamamen bırakmasına neden olabilir. Bazı insanlar ise yardıma gereksinim duyduklarını fark edemeyecek kadar hasta olabilirler. Bu kişileri veya içgörü yoksunluğu olanları bir hastalığın belirtilerini gösterdikleri konusunda ikna etmek çok zor olabilir. Zihinsel hastalıkların başka insanlar üzerindeki etkisi de bazı kişilerin şizofreni gibi bir teşhisi kabul etmekteki isteksizliklerinin diğer bir nedenidir. İnsanların ilaç kullanmayı bırakmalarının başka bir nedeni ise yan etkilerden rahatsız olmalarıdır. Daha önce belirttiğimiz gibi yan etkiler mutlaka doktora bildirilmelidir. Yan etkileri azaltmak için dozu veya ilacı değiştirme veya ek ilaçlar yazılması gibi çeşitli yöntemler bulunmaktadır.

Özet olarak, insanlar ilaç almayı çeşitli nedenlerle bırakabilir:

-» Hasta olduklarına inanmazlar

-» Özellikle kendilerini tekrar iyi hissetmeye başladıklarında ilaca gereksinim duymadıklarını düşünürler

-» İlaç yararlı olmuyordur

-» Hastalıktan daha kötü olduğunu düşündükleri yan etkilerden rahatsız olurlar -» Kendilerini ‘robot’ gibi hissederler

-» Birisinin kendilerini zehirlemeye çalıştığına inanırlar, bu nedenle de ilaçları konusunda şüpheci olurlar

-» İlaçlarını almayı hatırlamakta güçlük çekebilirler veya karmaşık bir tedavi rejimiyle kafaları karışabilir

-» Diğer tedavileri tercih edebilirler

-» ‘Sesler’den memnundurlar ve sürmesini isterler

İlacın kesildiğini fark etmek

Şizofreni tedavisi gören bir kişinin ilaç kullanmayı bırakmaması son derece önemlidir. ilaç kesilirse belirtiler er geç yeniden ortaya çıkacaktır.

Alevlenme genellikle belli bir zaman zarfında gelişir. Yine de, belirtilerin yeniden ortaya çıkacağına işaret eden bazı belirtiler olabilir. Erken belirtiler şunlardır:

-» Temel kişisel bakımın ihmali

-» Gerginlik veya huzursuzluk

-» Çökkünlük -»İlgi kaybı

-»Konsantrasyon ve düşünme problemleri

-» Artmış kararsızlık

-» Aile ve arkadaşlardan uzak durma

-» Rahatsız edici düşüncelerle meşgul olma

-» ‘Sesler’in geri gelişi

-»Yeme alışkanlıklarında değişiklik

Şizofreni belirtileri genellikle kişiden kişiye değişir. Bazı insanlarda, sadece onlara özgü erken belirtiler görülür. Bunları kaydetmek yararlı olabilir. Eğer yakınınızda daha önce alevlenme görülmüşse aşağıdaki sorular size yardımcı olacaktır:

-» Son alevlenmeden önceki ayı düşünün -belirtiler geri dönmeden önce hastada herhangi bir değişiklik fark ettiniz mi?

-» Davranışlarında bir değişiklik fark ettiniz mi? Eğer fark ettiyseniz bunlar nelerdi?

-» Son alevlenmeden önce her zamanki halinden farklı davrandı mı? Cevabınız evet ise, nasıl?

-» Hastalığın tekrarladığını gösteren herhangi bir belirti tipini fark edebilir misiniz?

Eğer şizofreni belirtilerinin geri döndüğünü düşünüyorsanız, bu konuda bir şeyler yapın. Belirtilerin erken tanınması ve tedavide gecikilmemesi kişinin hastaneye yatırılmasını gerektirecek bir krizi önleyebilir. Hastayı doktoru gibi güvendiği birisiyle konuşması için teşvik edin. Eğer reddederse kendiniz tavsiye isteyin.

Tedavi konusundaki öneriler

-» İnisiyatif alın – şizofreni belirtilerinin tekrarladığını düşünüyorsanız doktorunuzdan bir değerlendirme veya sevk isteyin

-» Doktora kişinin hastalığı hakkında mümkün olduğu kadar çok bilgi vererek yardımcı olun. Hasta kişiye belirtileri hakkında konuşmak güç gelebilir

-» Hastanın tedavisi ve bakımı konusunda bilgi isteyin. Doktoru ile olası alevlenmenin belirtileri, tedavi planı, hastalığın normal seyri ve belirtilerini tartışabilmelisiniz

Erken uyarı belirtileri

Düzenli ilaç kullanımını teşvik etmenin yolları

Arkadaşınızın veya akrabanızın, çoğu şizofreni hastasının, süresiz değilse bile, uzun yıllar ilaç kullanması gerektiğini anlamasını sağlamaya çalışmanız gerekir. İlaç kişi kendisini daha iyi hissettiğinde bırakılmamalıdır. Bazı hasta yakınları şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçların bağımlılık yapabileceğinden endişelenirler. Bu doğru değildir. Hastalar belirtilerinin kontrolünde kullanılan ilaçların bağımlısı olmayacaklardır.

Şizofrenili kişiler ilaçlarına bağımlı olmazlar.

İlaç kontrol listesi

(Siz ve hasta yakınınız tarafından doldurulacak)

İlaç almanın avantajları (sadece örnekler)

  • Seslerin gitmesini sağlıyor
  • Kendimi televizyon seyredecek kadar iyi hissediyorum
  • Çalışabilecek kadar net düşünmeme yardımcı oluyor

İlaç almanın dezavantajları (sadece örnekler)

  • Tablet yutmak bana hastalığımı hatırlatıyor ve onları almayı unutuyorum
  • İlaç almak beni uyuşuk yapıyor

İşleri olumlu şekilde halledebilmenin yolları (sadece örnekler)

  • ilaçlarımı diğer aile bireyleri vitamin haplarını aldığı zaman alacağım
  • İlgili görevli veya doktorumla uyuşukluk konusunu konuşacağım

Başlarken

Şizofrenili kişinin aşağıdaki noktaları kaydetmesine yardımcı olarak başlayın:

-» Ortaya çıkan belirtiler

-» Alınmakta olan tüm ilaçlar – isimleri ve dozları

-» Çeşitli tedavi tiplerinin etkileri

Hastayı belirtiler belirdiği zamanki düşünce ve duygularını yazmaya, belirtileri tetikleyen herhangi bir şey varsa yazmaya teşvik edin. Ne kadar çok insan onların hastalığını anlar, onlara neyin iyi neyin kötü geldiğini bilirse hastalığın üstesinden gelmek o kadar kolaylaşır.

Akrabanızın veya arkadaşınızın ilacını daha iyi tanımasına ve ilaç alımının niçin önemli olduğunu öğrenmesine yardım etmeye çalışın. Sayfa 10’daki tabloyu bunun için kullanın. Arkadaşınızın veya akrabanızın hasta olmadan önceki halini düşünmesi yararlı olabilir – ilaç almanın nasıl bir etkisi oldu? Yararlı oldu mu? Bizim önerilerimizi değiştirmek ve kendinizin-kileri eklemek isteyebilirsiniz. Ara sıra bu listeyi tekrar incelemek faydalı olacaktır.

İşe yarayacak yollar bulmak

Burada akrabanızın veya arkadaşınızın ilaçlarını almasını sağlayacak bazı yaklaşım ve öneriler bulunuyor. En iyi yolu bulmaksa deneme yanılma yöntemiyle olacaktır. Hangi yöntemin daha yararlı olduğuna kendiniz karar verin.

-» Yakınınızın ilaç alma konusundaki endişelerini dinleyin. Yan etkilerle ilgili tüm şikayetleri ciddiye alın ve onu doktoruyla görüşmeye teşvik edin.

-» Arkadaşınızın veya akrabanızın ilaç kullanmanın önemini anlamasına yardımcı olmaya çalışın. İlaç almayı sürdürürse kendisini iyi hissetmeye devam edeceğini, ancak doktor tavsiyesine rağmen ilaç almayı bırakırsa hastaneye yatmak zorunda kalabileceğini olumlu ve destekleyici bir biçimde açıklayın.

-» Hastanın ilaçlarını alması için belirli bir düzen geliştirmesine yardımcı olun. Örneğin insanların çoğu ilaçlarını yemek zamanı alırlar. Eğer ailenin diğer üyele

2015-05-12T16:48:38+00:00 12 Mayıs 2015|0 Yorum

Yazar Hakkında:

Hasta yakını

Yorum Yap