ŞİZOFRENİ

  1. Şizofreni dünya çapında nüfusun %1’ini etkileyen, en çok ergenliğin sonlarında ve yetişkinliğin başlarında ortaya çıkan ciddi, yetiyitimine neden olan bir ruhsal hastalıktır. Kadınlarda hastalığın ortalama başlangıç yaşı -muhtemelen kadınlık hormonlarının koruyucu etkileri sayesinde- her ne kadar daha geç olsa da, erkekler ve kadınlar bu hastalıktan eşit oranda etkilenmektedir.
  2. Şizofreni belirtileri arasında sanrılar (garip, tuhaf ve yanlış inançlar), varsanılar (genellikle hastaya ya da hasta hakkında konuşan yabancı insanlara ait seslerin duyulması), düşünce ve konuşmada anormallikler (tutarsızlık ya da  konudan   konuya  atlamalar), düz bir duygusal ifade (yüz ifadesi ve ses tonunun doğallığını kaybetmesi, küntleşme), duygusal ve toplumsal çekilme, ilgi ve güdülenim kaybı ile giden kayıtsızlık vardır.
  3. Nedenleri tam olarak bilinmiyor ancak kalıtımsal etkiler vardır, beynin yapı ve işlevleri genellikle anormaldir ve mantıklı düşünce ve davranıştan sorumlu olan kimyasal haberciler (sinirileticiler) dengesiz olabilir.
  4. Herhangi bir tıbbi hastalıkta olduğu gibi çeşitli toplumsal ve çevresel olaylar beyni aşırı uyarmak suretiyle bozukluğun belirtilerini kötüleştirebilir. Bunlar arasında mali stres etmenleri, önemli ilişkilerdeki kayıplar, ilişkilerde gerginlik yaratan çatışmalar ve işte ya da okulda hayal kırıklıkları ya da engellenmeler vardır.
  5. Koruyucu etmenler bir araya gelerek şizofreninin belirtilerini, depreşmesini ve bilişsel bozulmaları azaltabilir. Uygun tipte ve dozda ilaç tedavisine düzenli bağlılık, destekleyici aile ilişkileri, alkol ve uyuşturucuların kullanılmaması, psikiyatri uzmanıyla yapılan düzenli görüşmeler, destekli istihdam ve toplumsal beceri eğitimi gibi iyileştirim hizmetlerine katılım koruyucu etmenlerin örnekleri arasında yer alır.
  6. Şizofrenide iyileşme mümkün olsa da bu ihtimal birey a) hastalığın ortaya çıkmadan önce toplumsal, akademik ve mesleki işlevsellikte başarılı olmuşsa, b)  antipsikotik  ilaçlar sadece kısa süreli olarak kullanılmamışsa, c) depreşmenin erken uyarıcı işaretlerinin saptanmasına dayalı bir depreşme önleme planı uygulanmışsa ve d) kapsamlı, sürekli, eşgüdümlü, işbirlikçi, tüketici yönelimli, istikrarlı, kişinin rahatsızlığının evresi ile bağlantılı tedavi ve iyileştirim hizmetleri yetkinlik ve şefkatle sunulmuşsa artmaktadır.
  7. İyileşmenin güçlendirilmesi ve iyilik halinin sürdürülmesindeki en önemli etmenlerden birisi hasta, aile üyeleri ve ruh sağlığı profesyonelleri arasındaki işbirliğidir. Tüm “ekip üyeleri” sorunları tanımlamak, bunları üstesinden gelinebilecek küçük engeller halinde bölmek, hastalık yönetimi, iletişim ve sorun çözme becerilerini öğrenmek için beraberce çalıştığında daha iyi sonuçlar alınır.

ANTİPSİKOTİK  İLAÇLAR

  1.  Antipsikotik  ilaçların günlük olarak düzenli ve güvenilir bir şekilde kullanımı şizofreni tedavisinin başlıca dayanağıdır. Psikiyatri uzmanı ile birlikte çalışan hasta ve ailenin ilaçlar için en uygun tipi, dozu ve birleşimi bulması biraz zaman alabilir. Tüm paydaşların işbirliği yapması, ilaçların faydaları ve yan etkileri hakkındaki bütün bilgileri paylaşması başarılı ilaç kullanımı için en iyi yoldur.
  2. Bir hasta için en iyi ilacın hangisi olduğunu önceden tahmin etmek mümkün değildir. En iyi öngörücü yeni bir  ilaca  karşı ilk birkaç günde alınan öznel tepkidir. Eğer hasta ilk haftadan sonra kendini ‘kötü’ ve sıkıntılı hissediyorsa, bu  ilaca  devam etmemek daha uygun olabilir. Neredeyse her zaman hastanın kendisi için faydalı olduğunu düşündüğü tipte, dozda ya da birleşimde ilaçlar bulmak mümkündür. Bir ilacın seçiminde, ister birinci isterse ikinci kuşak  antipsikotikler  düşünülmüş olsun, bu kadar çok sayıda ilacın bulunması bir avantajdır çünkü her birey aynı  ilaca  farklı tepkiler verebilir.
  3. Birinci kuşak ilaçlar olarak kabul edilen  antipsikotik  ilaçların -özellikle akatizi olarak adlandırılan ıstırap veren huzursuzluk başta olmak üzere- sinir-kas sistemi üzerinde rahatsız edici yan etkileri olabilir. Birinci kuşak ilaçların uzun yıllar boyunca kullanılmasından sonra karşılaşılabilen gecikmiş bir yan etki geç diskinezi olarak adlandırılır. İkinci kuşak  antipsikotik  ilaçların da kilo alımı, şeker hastalığı, kolesterol ve diğer kan yağlarında anormallikler gibi zararlı metabolik yan etkileri olabilir. Hastalar ve aileler bu yan etkiler  konusunda  bilgili olmalı, bunları nasıl tanıyacaklarını ve bu  konuda neler yapacaklarını bilmelidirler. Bir gram önlem bir kilo tedavi değerindedir.
  4. Yan etkiler bir  ilaca  yeni başlandığında zirve yapar ve daha sonra yavaşça azalır. Öte yandan, pek çok psikotrop ilacın -şizofreni ilaçları gibi- tedavi edici ya da faydalı etkileri yavaş başlar ve 1 aydan uzun süren bir dönemde ortaya çıkabilir. Bu yüzden tedavi edici etkilerin yan etkilerin ötesine geçtiği tarihe kadar sabırlı olmakta fayda vardır.
  5. Ağız kuruluğu, biraz baş dönmesi ya da uyku hali gibi pek çok yan etki hafiftir ve tehlikeli değildir. Hasta doktoruna danışarak, örneğin ağız kuruluğu sorunu için şekersiz sakız çiğnemek ya da yanında bir şişe su taşımak gibi pratik öneriler alabilir.
  6. Amfetamin ya da kokain kullanımı şizofreniden farkı olmayan bir tabloya neden olsa da uyuşturucu (amfetaminler, narkotikler, kokain, esrar) kullanımının sadece var olan bir ruhsal hastalığı daha da kötüleştirdiği kabul edilir.
  7. İlaçlar hastalara nasıl daha iyi yaşanacağını öğretemeyeceğinden, bunlar ruhsal toplumsal tedaviler ve iyileştirim çalışmaları ile birleştirilerek tamamlanmalıdır. Fazla ilaç kullanımı iyileştirim çalışmalarını engelleyebilen uyku hali gibi yan etkilere neden olabilir. Öte yandan, eğer hasta çok yüksek başarım beklentileri ile aşırı uyarıcı bir tedavi programına başlarsa, stres artar ve depreşmeyi önlemek için ilaçların dozunun arttırılması gerekebilir.

Kaynak: Robert Paul Liberman; Yetiyitiminden İyileşmeye, Psikiyatrik İyileştirim El Kitabı, s. 320-321, Çeviri Editörü: Prof. Dr. Mustafa Yıldız.

 

Kitabı incelemek için tıklayın.